“İnsanda İzan, Dünyada Hiza Bozuldu”
Yıllardır dünyayı verilerle okudum. Bir araştırmacı olarak dört kapsamlı araştırma kitabıyla toplumun nabzını verilerle tuttum. Ancak bir noktada fark ettim ki dünyada bir şey bozuldu: Ölçü. Dünya ölçülebilen veriyle sınırlı kalmamalı. Çünkü en kritik kırılmalar, seçimler, korkular, kırgınlıklar ölçülemeyen yerde oluyor. Bu alanın çağrısından, beşinci kitabım ve ilk deneme kitabım olan “Cetvel” doğdu.
“Cetvel”, alıştığımız veri odaklı dünyanın ötesine geçerek “ölçeğin ucunun dokunamadığı sonsuz alana” odaklanıyor. Bu dönüşüm benim için araştırmacı kimliğimin yanı sıra insan ve soran yanımı ortaya çıkarmanın zamanı geldiğinin işaretiydi. Deneme türünde yazmak bana büyük bir özgürlük verdi. Veriyi bırakıp sezgiye, yoruma ve duyguya yer açmak. Ancak analitik bakışımı da tamamen bırakmadım. İkisini birbirine yasladım. Dengeyi de şöyle kurdum: Gerçeği aklımla gördüm, anlamını kalbimle yazdım.
Son yıllarda yaşadığımız toplumsal savrulmalar, etik çürümeler ve adalet duygusunun erimesi bende şöyle bir his uyandırdı: İnsanda izan, dünyada hiza bozuldu. Cetvel’de dünyanın yeniden hizalanması gerekiyorken kullandığımız ölçü birimlerini değiştirme zamanı geldiğini anlatıyorum.
İÇ KALİBRASYON
Türkiye’nin sert gündeminde kişisel cetveli sabit tutmak zor. Ancak ikinci şans mümkün. Ama bunu bireysel pişmanlıktan çıkarıp toplumsal yeniden yapılanma süreci olarak görmeliyiz. İkinci şans, hukukun güçlenmesi, liyakat mekanizmalarının onarılması gibi bir tür toplumsal kalibrasyon gerektiriyor.
Böyle bir atmosferde kendi ölçümüzü koruyabilmek için önce iç referanslarımızı netleştirmeliyiz. Gündem dışarıdan değişir, ama ölçü içeriden belirlenir. Kendi ölçümüzü koruma pratiği, aynı zamanda bilgi kalitesini radikal biçimde filtrelemekten geçiyor. Gürültünün tamamı gerçek değil.
KENDİ CETVELİM
Hayatımızdaki ölçüleri önce aile, toplum ve kurumlar çizer. İnsan uzun süre başkalarının cetveliyle yaşar. Kendi yaşam ilkelerini belirleme hakkı ise belli bir yaşta değil, bir uyanış anında doğar: “Kime göre yaşıyorum?” diye sorduğunda.
Ölçüyü yeniden çizme cesareti, yalnızca insana ait. Bir cetvel, insanın bir kez gerçekten kendine ait olduğunda hayat da ilk kez kendine ait olur.
Ben de kendi cetvelime, kendi ölçülerime dönmek istedim. Cetvelin sıfır çizgisinden başladım. Benim için sıfırdan başlamak, geçmişi silmek değil, kalbimin yönünü yeniden ayarlamak demek. Sıfır, temiz bir başlangıç değil, doğru bir başlangıç. Hayattaki en büyük savrulmalar yanlış yerden ölçmeye başladığımızda oluyor. Sıfır, bir dönüş çağrısı ve kalibrasyondur.
Bu yüzden kendi cetvelimi elime aldığımda, cetvelin 0 çizgisine vicdanı koyuyorum. Bugün dünyada gördüğümüz pek çok krizin ortak kökü: Vicdan dışı bir ölçü sistemiyle yaşamaya çalışıyoruz. Benim için vicdan hem bireysel hem kolektif bir kalibrasyon ayarı. İnsanı, toplumu, siyaseti, ilişkiyi, liderliği önce vicdan hizasına getirmeden hiçbir şey doğru ölçülmüyor.
Değerli okuyucumuz,
Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.





