“PAZAR LİDERLİĞİNİ OPERASYONEL BİR YETKİNLİK OLARAK İNŞA EDİYORUZ”

Dünyanın bir numaralı PC üreticisi olarak elde ettiği başarıyla araştırmalarını hızlı büyüyen alanlara odaklayan Lenovo, “yeni BT” teknolojileri geliştirerek liderlik yolculuğunu sürdürüyor. Arkasına aldığı güçlü ekosistemiyle stratejilerini geleceğe odaklayan şirket, tüketicinin bir markadan beklediği temel sütunları da sağlamlık üzerine inşa ediyor. Business Türkiye okuyucuları için sorularımızı yanıtlarken Lenovo’nun yapay zeka stratejisinin pazarlama iletişimine katkılarını değerlendiren Lenovo Türkiye Pazarlama ve İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Banu Soyak, tablet pazarındaki konumlarına dair bilgileri aktarıyor.

Lenovo Türkiye bugün teknoloji pazarında nasıl bir yerde konumlanıyor? Bu güçlü konumu inşa etme sürecinizden bahsedebilir misiniz?

Lenovo, küresel ölçekte donanım üreticisi kimliğinin çok ötesine geçerek, uçtan uca çözümler, yapay zeka entegrasyonları ve deneyim odaklı inovasyonlar sunan çok boyutlu bir teknoloji devi. Türkiye pazarındaki konumumuzu rakamlarla ifade etmek gerekirse; 2025-2026 mali yılı ikinci çeyreğinde toplam PC pazarında yüzde 25,8 pay ile liderliğimizi sürdürüyoruz. Daha da önemlisi, bu pazar liderliğini tam altı yıldır aralıksız koruyoruz. Bu sürdürülebilir başarı sadece satış grafiklerinin bir sonucu değil, müşteri güveni, marka sadakati ve sektör paydaşlarımızla kurduğumuz güçlü ekosistemin bir yansıması. Bu konumu korumamızı sağlayan üç temel stratejik direğimiz var:

  • Dengeli Ürün Portföyü: Hem bireysel kullanıcıların yaşam tarzına dokunan hem de kurumsal dünyanın karmaşık ihtiyaçlarına yanıt veren, geniş ve çevik bir ürün yelpazesi sunuyoruz.
  • Fayda Odaklı İletişim: Pazarlama dilimizde teknik özelliklerin ötesine geçiyoruz. Kullanıcıya “ne aldığını” değil, bu teknolojinin onun hayatında “hangi sorunu çözdüğünü” ve “nasıl bir değer yarattığını” anlatan bir ton benimsiyoruz.
  • Güçlü İş Ortaklığı Ekosistemi: Distribütörlerimizden bayilerimize kadar her noktada uyum içinde çalışan bir modelle son kullanıcıya kusursuz bir deneyim ulaştırıyoruz.

Lenovo’nun pazar marka liderliğini pazarlama stratejileri açısından nasıl yorumluyorsunuz? Değişen tüketici beklentilerine nasıl yanıt veriyorsunuz?

Günümüzde pazarlama dünyası, geçmişe kıyasla çift taraflı bir dönüşüm içerisinde. Bir yanda veri çokluğu ve gelişmiş işleme yöntemleriyle müşteriyi anlama potansiyelimiz zirveye çıkarken, diğer yanda bilinçlenen tüketicinin hız, odak ve anlık tatmin beklentisi karşılanması zor bir çıtaya ulaştı. Lenovo olarak pazar liderliğimizi korurken, tüketicinin bir markadan beklediği temel sütunları şu başlıklar altında yönetiyoruz:

  • Ürün İnovasyonu ve Katılımcılık: Müşterilerimiz artık sadece kaliteli ve dayanıklı ürün beklemiyor. Aynı zamanda inovasyon sürecine dahil olmak, fikir paylaşmak ve fiyat-performans dengesini şeffaf şekilde görmek istiyor.
  • Deneyim Odaklı Etkinlikler: Satın alma kararı öncesinde ürünü test etmek kritik bir önem taşıyor. Son üç yıldır Türkiye genelinde özellikle gençlerin ve oyuncuların yoğunlaştığı alanlarda büyük çaplı deneyim projeleri yürütüyoruz. Influencer katılımlı ve oyun yarışmalarıyla desteklenen bu etkinliklerle markamızla fiziksel ve duygusal bir bağ kurmalarını sağlıyoruz.
  • Kesintisiz (Omni-channel) Destek: Modern tüketici akıcı bir süreç bekliyor. Bir oyuncu, discord kanalında başladığı teknik destek sohbetine ertesi gün e-posta veya telefonla kaldığı yerden devam edebilmeli. Tüm temas noktalarında tutarlı bir marka sesi ve bilgi düzeyi sunmak önceliğimiz.
  • Toplumsal Katkı ve Marka Duruşu: Özellikle genç kuşaklar, markanın neyi temsil ettiğini sorgulayan birer “paydaş” konumunda. Satın alma kararında toplumsal fayda artık ikincil değil, belirleyici bir faktör. Dünyada fark yaratan, değer üreten bir marka duruşu sergiliyoruz.

Lenovo’nun yapay zeka stratejisi, pazarlama iletişimine nasıl yansıyor?

Global, öncü bir teknoloji firması olarak YZ çağında, kişisel ve kurumsal yapay zekanın birlikte çalışmasına ihtiyaç duyulduğunu biliyoruz. Yapay zekanın gelecekte, tek bir buluta veya cihaza sıkışmış olarak kalmayacağına, bulut, uç sistemler ve kullandığınız farklı cihazlar arasında dengelenmiş bir yapıda olacağına inanıyoruz. Yapay zekanın, tıpkı su gibi çevremizde kesintisizce akması gerektiğine ve o anda tam olarak neye ihtiyacımız varsa ona dönüşmesi, ona destek olması gerektiğine inanıyoruz. Bu yaklaşımla 2026’da yapay zekayı, “Personal AI” ve “Enterprise AI” stratejileri olarak, ürün portföyümüze entegrasyonunu daha görünür ve deneyim odaklı şekilde konumlandıracağız. Kişisel yapay zeka stratejimiz “Tek Kişisel YZ, Çoklu Cihaz” ilkesine dayanıyor. 2026’da gerçekleşecek Tech World etkinliğinde bu alandaki yenilikleri duyuracak ve bu yeniliklerin nasıl hayata geçirileceğini göstereceğiz. Ayrıca sürdürülebilirlik, kapsayıcılık ve eğitim odaklı projelerle Lenovo’nun teknoloji liderliğini sosyal değerle birleştirmeyi hedefliyoruz.

Pazarlama dünyasında yaşanan değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pazarlama dünyası artık sadece sesin en yüksek çıktığı değil, bağın en derin kurulduğu bir döneme evrildi. Bugünün tüketicisi, bir ürünün teknik özelliklerinden ziyade o ürünün kendi yaşam hikayesine nasıl bir anlam kattığına bakıyor. Bu süreci, ürün anlatıcılığından değer yaratıcılığına geçiş olarak görüyoruz.

Bizim stratejimizin merkezinde tam olarak bu var: Tüketiciyi pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp, markanın hikayesine dahil olan aktif bir paydaş haline getirmek. Bunu sağlamak için sadece veriyi toplamakla yetinmiyor; o veriyi hızla anlamlı, kişiselleştirilmiş ve ileri görüşlü deneyimlere dönüştürüyoruz.

Eskiden müşteriyi anlamak bir hedefti. Bugün ise bu sadece bir başlangıç noktası. Asıl başarı, veriden aldığımız içgörüyü, top lumsal ve kültürel bağlamla harmanlayarak bir duyguya dönüştürebilmekte yatıyor. Kısacası, müşterimizi sadece duymuyoruz, onunla aynı ritimde hareket ediyoruz. Bu hız ve adaptasyon yeteneği, markalarımızı sadece zihinlerde değil, hayatın tam merkezinde konumlandırıyor.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.