“GELİŞTİRDİĞİMİZ TEKNOLOJİ VE MÜHENDİSLİĞİ ÜRETİMİN MERKEZİNE KOYUYORUZ”
Çalışma ve yaşam alanlarını yeniden tanımlayan yaklaşımıyla sektörde fark yaratan Nurus, yaklaşık bir asra yaklaşan köklü geçmişini teknoloji ve mühendislikle güçlendiriyor. Üretimden tasarıma, ergonomiden sürdürülebilirliğe kadar tüm süreçlerini bütüncül bakış açısıyla ele alan marka yalnızca mobilya üretmekle kalmayıp daha verimli ve sağlıklı çalışma alanları tasarlıyor. Business Türkiye okuyucuları için sorularımızı yanıtlayan Nurus Pazarlama ve İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İpek Regay, şirketin teknoloji odaklı dönüşümünü, inovasyon yaklaşımını ve global hedeflerini paylaşıyor.
Çalışma ve yaşam alanlarını yeniden tanımlayan Nurus, ülkemizin lider profesyonel mobilya üreticilerinden biri konumunda. Öncelikle 1927 yılından bu yana devam eden güçlü yolculuğunuzun dinamiklerini ve hizmetleriniz hakkında bilgileri alabilir miyiz?
Nurus’un hikayesi 1927’de Ankarada küçük bir marangoz atölyesinde başladı. Bugün ise bu yolculuk 100. yılına yaklaşırken, Türkiye’nin lider, uluslararası ölçekte tanınan mobilya üreticilerinden birine dönüştü. Ancak bugün geldiğimiz noktayı sadece bir üretim ölçeği büyümesi olarak değil, üretimin merkezine teknolojiyi koyarak yeniden tanımlanmış bir dönüşüm olarak görmek gerekiyor.
Bugün fabrikamızda 16 farklı üretim hattına ve yüzde 95’e varan dikey üretim gücüne sahibiz. Bu şu anlama geliyor: Bir ürünün kritik bileşenlerini dışa bağımlı olmadan, kendi bünyemizde geliştirip üretebiliyoruz. Bu yapı bize sadece üretim kabiliyeti değil, kaliteyi doğrudan kontrol etme, hızlı geliştirme ve uzun ömürlü ürünler tasarlama imkanı sağlıyor. Örneğin, sandalyelerimizde ortalama 20 yıl ürün ömrüne sahip olmamız bunun kanıtı.
Bugün kullandığımız birçok makine ve üretim sistemi piyasadan alınmış değil, kendi ihtiyaçlarımızdan doğup içeride geliştirilmiş sistemler. Sektörün ilk akredite test merkezlerinden birine sahibiz. Ürünlerimizi yalnızca tasarlamakla kalmıyor, dayanıklılık, performans ve ergonomi açısından uluslararası standartlara göre test ediyor, ölçüyor ve doğruluyoruz. Çünkü bizim için ergonomi bir iddia değil, ölçülebilir bir mühendislik konusu. Üretim altyapımızın fiziksel ölçeği de bu yaklaşımı destekliyor. 45 bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösteren fabrikamız aynı zamanda verimli ve sürdürülebilir yapıyla çalışıyor. Enerji ihtiyacımızın büyük bölümünü kendi tesisimizde çatı güneş panelleriyle karşılıyoruz. Hizmet tarafında çalışma alanlarını bütüncül şekilde ele alıyoruz. Ofislerden ev-ofislere, farklı kullanım senaryolarında ergonomi, akustik ve kullanım sürekliliğini birlikte değerlendiriyoruz. Amacımız yalnızca ürün üretmek veya mobilya tasarlamak değil, daha verimli ve sürdürülebilir çalışma deneyimi oluşturmak. Bugün Nurus, Türkiye’de geliştirdiği üretim ve mühendislik yaklaşımını farklı coğrafyalara taşıyan bir yapıya sahip.
Yaptığınız yatırımlarla birlikte kendi teknolojisini üreten bir şirket haline geldiğinizi biliyoruz. Bu yatırımların içeriğini ve teknolojinin süreçlerinize entegresi hakkında bilgileri alabilir miyiz?
Biz Nurus olarak Türkiye’nin en köklü sanayi teknoloji şirketlerinden biriyiz ve üretim süreçlerimizin merkezine yüksek teknolojiyi koyuyoruz. Plastik ve alüminyum enjeksiyondan kalıp üretimine kadar birçok süreci kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz. Bu sayede sadece ürün tasarlayan bir firma olmanın ötesine geçip, teknoloji geliştiren ve pazarlayan bir yapı oluşturduk. Üretim hattımızdaki otomasyon ve akıllı sistemler, tasarım ve kalite kontrol süreçleriyle entegre çalışıyor. Böylece ürünlerimiz hem ergonomi hem estetik hem de kalite açısından yüksek standartları karşılıyor. Bu teknoloji odaklı yaklaşım hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzü artırmamıza büyük katkı sağlıyor.
Sağlığı ve ergonomiyi ürünün ayrılmaz bir parçası olarak konumlayan bir markasınız. Bu bağlamda “Çok Ciddiye Alıyoruz” başlığıyla yarattığınız iletişim kampanyası hakkında bilgileri alabilir miyiz? Bu kampanyanın çıkış noktası ne oldu?
Bu kampanyanın çıkış noktası, Türkiye’de ofis mobilyası pazarında uzun süredir devam eden yapısal bir sorundan doğdu. Piyasada standardı net tanımlanmamış, test süreçleri şeffaf olmayan ve büyük ölçüde denetim dışında kalan çok sayıda ürün bulunuyor. Bu tablo çoğu zaman göz ardı edilse de doğrudan çalışan sağlığına ve kurumların verimliliğine yansıyan bir risk alanı yaratıyor. Biz Nurus’ta bu konuyu konfor ya da estetik üzerinden değil, doğrudan sağlık ve performansla ilişkilibir ekipman olarak ele alıyoruz.
“Çok Ciddiye Alıyoruz” aslında bir iletişim kampanyasından önce, Nurus’un sektöre ve çalışma hayatına bakışını özetleyen bir duruş. Biz oturmayı, hareketi, üretimi ve insan sağlığını gerçekten ciddiye alıyoruz. Bu doğrultuda ürünlerimizi TS EN 1335 gibi uluslararası standartlara uygun şekilde geliştiriyor, kendi test süreçlerimizden geçiriyor ve verilerimizi şeffaf şekilde iletişime taşıyoruz. Kampanya temelde bir farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Doğru ekipman kullanımı bireysel bir tercih olarak değerlendirilemeyecek kadar önemli. Kurumların çalışan sağlığına ve çalışma koşullarına dair sorumluluğunun bir parçası. Bu kampanyayla amacımız yalnızca bir ürün anlatmak değil. Sektörde yıllardır eksik olan bir tartışmayı başlatmak istedik. Çalışma koltukları gerçekten sağlık ve performans açısından yeterince denetleniyor mu? Biz bu sorunun cevabını çok net koyuyoruz. Bizim için sağlık bir pazarlama söyleminin ötesinde kanıtlanan ve kanıtlanması gereken bir standart. “Çok Ciddiye Alıyoruz” bu anlamda bir iletişim dili değil, bir eşik. Bu eşikten sonra Nurus, çalışma hayatına dair her üründe aynı netliği savunmaya ve bu alanda standartları yukarı taşımaya devam edecek.
İzmir’de hizmete açtığınız yeni mağazanızla ürün çeşitliliğinizi büyük işletmeler, KOBİ’ler ve bireysel kullanıcılarla buluşturdunuz. Bu mağaza ile hedefleriniz neler?
İzmir açılışı bizim için sadece yeni bir lokasyon yatırımı değil, aynı zamanda kullanıcıya daha yakın olma ve deneyim odaklı büyüme stratejimizin önemli bir adımı. Klasik bir satış noktası olmaktan öte, ziyaretçilerin ürünleri aktif olarak deneyimleyebileceği bir merkez olarak tasarladık. Büyük ölçekli projelerden KOBİ’lere ve bireysel kullanıcılara kadar geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden ürün ve çözümlerimizi bir arada sunuyoruz. Yaklaşık bin metrekarelik alan, kullanıcıların çalışma alanlarını test etmelerine, farklı çözümleri karşılaştırmalarına ve ergonomiyi doğrudan hissetmelerine imkan tanıyor. Mağaza özellikle mimarlar, proje yöneticileri, girişimciler ve profesyoneller gibi farklı kullanıcı gruplarını bir araya getiren bir etkileşim alanı olarak konumlandırıldı. Yenilikçi çalışma alanları ve Calma ürünüyle sağlanan sessizlikle akustik konfor, ziyaretçilerin podcast kaydı yapmasına, dijital içerik üretmesine ve küçük ekip toplantılarını gerçekleştirmesine olanak sağlıyor. Bu yatırımla temel amacımız, Ege Bölgesi’nde Nurus’un mühendislik ve üretim gücünü daha görünür kılmak, kullanıcıların ürünlerin kalite ve ergonomisini doğrudan deneyimlemesine fırsat yaratmak.
Değerli okuyucumuz,
Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.





