“TÜRK BOYA SEKTÖRÜNDEKİ GELİŞİME ÖNCÜLÜK ETMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

En güncel üretim teknolojilerini kullanarak sektör dinamiklerini şekillendiren, boya sektöründe inovatif ürünlerle tüketici davranışlarını yönlendiren ve sürdürülebilir yatırımlarıyla ülke ekonomisine katkı sunan BETEK Boya ve Kimya Sanayi A.Ş., güçlü markalarıyla liderlik yolculuğunu sürdürüyor. Çevik ve stratejik bir yaklaşımla hareket eden şirket, iş ortakları, bayileri ve tedarikçileriyle uyum içinde çalışıyor. Business Türkiye okuyucuları için sorularımızı yanıtlayan ve 15 milyon dolarlık yeni yatırımlarını da anlatan Nippon Paint-BETEK Türkiye Genel Müdürü Hasan Gökhan Güner, Ar-Ge ve inovasyon alanında yaptıkları çalışmaların yanı sıra başarılı bir lider olarak ekiplerinde aradığı kriterleri bizlerle paylaşıyor.

Dönüşen pazar koşullarında boya ve yalıtım sektörü nasıl bir süreçten geçiyor? Siz Nippon Paint BETEK olarak pazarda nasıl bir rol üstleniyorsunuz?

Ülkemiz, faaliyet gösterdiğimiz boya ve yalıtım sektörlerinin doğrudan ekosisteminde yer aldığı inşaat sektörü için büyüme ve dönüşüm alanları sunuyor. Özellikle kentsel dönüşüm ve deprem tedbirleri, deprem bölgesi yeniden yapılandırmaları, kamu altyapı yatırımları, mevcut yapıların yenilenmesi, yeni konut ve bina ihtiyacı, enerji verimliliği ve iklim düzenlemeleri başlıklarında geniş bir hareket alanı mevcut. Türkiye’nin büyüyen ve dönüşen yapı sektöründe, yenilikçi çözümlerimizle hem kaliteyi hem sürdürülebilirliği ön planda tutarak sektörün standartlarını belirleyen bir rol üstleniyoruz.

Ülkemizi birçok ilklerle tanıştıran öncü bir şirketiz. 1988 yılından bugüne Türk boya sektöründeki birçok önemli gelişime öncülük ettik, etmeyi de sürdürüyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana bu vizyonun taşıyıcısı olabilecek bilgi, birikim ve iradeye sahibiz. Bu doğrultuda, sürdürülebilir büyümeye katkı sağlayacak her adımı kararlılıkla atıyoruz. Boya ve yapı malzemeleri sektörü gerek ham madde fiyatlarındaki küresel dalgalanmalar gerekse enerji ve lojistik maliyetlerindeki belirsizlikler nedeniyle oldukça değişken bir yapıya sahip. Bu kırılgan konjonktürde biz, çevik ve stratejik bir yaklaşımla hareket etmeye devam ediyoruz.

2026 için nasıl bir büyüme stratejisi belirlediniz?

Sürdürülebilir liderlik, doğru alanlara odaklanabilmek le, organizasyonu aynı hedef etrafında hizalayabilmekle ve sahada hızlı aksiyon alabilmekle mümkün. Bu anlayışla operasyonel verimlilikten organizasyon yapımıza, üretimden satış süreçlerine kadar tüm değer zincirimizi yeniden ele aldık. Önümüzdeki dönem için üç temel önceliğimiz var: Operasyonel verimliliği artırarak belirsizliklere karşı dayanıklı bir yapı oluşturmak, inovatif ürünlerle tüketici beklentilerinin ötesine geçen çözümler sunarak pazar payımızı korumak ve insan kaynağımıza, dijitalleşmeye yatırım yapmak. Kısa vadeli dalgalanmalara karşı çevik, uzun vadede istikrarlı ve büyümeye odaklı hareket ediyoruz. Odak, uyum ve hız kavramlarını çıkış noktamız olarak belirliyoruz. İş ortaklarımız, bayilerimiz ve tedarikçilerimizle tam uyum içinde çalışıyoruz. “Pedal çevirmeyi” hiç bırakmıyoruz. Güçlü markalarımıza, ileri teknolojimize ve geniş dağıtım kanallarımıza yatırım yaparak gücümüzü artırıyoruz. 2018’de 20 pilot bayi ile başlayan Yeni Nesil Bayilik (YNB) sistemimiz, bugün 81 ilde 415 bayiye ulaştı. Hedefimiz, 2028 sonuna kadar sayıyı 750’ye çıkararak verimliliği yüksek, müşteri deneyimi odaklı bir bayi ağı oluşturmak.

Boya ve ısı yalıtımı sektöründe birçok ilki ülkemize kazandırdınız. Ar-Ge ve inovasyon alanında yaptığınız çalışmalar neler?

Ülkemizi ilk su bazlı dış cephe boyası, ilk silikonlu iç ve dış cephe boyası, ilk antibakteriyel boya gibi birçok yenilikle tanıştıran bir şirket olarak 2003 yılında hayata geçirdiğimiz Dalmaçyalı İleri Isı Yalıtım Sistemleri ile sektörde önemli bir dönüm noktası oluşturduk. Attığımız tüm bu yenilikçi adımlarda, aldığımız devlet teşvikleri ile 2013 yılından bu yana Ar-Ge merkezi statüsüyle çalışan araştırma-geliştirme bölümümüz büyük bir rol üstleniyor. Ar-Ge merkezimizde katma değeri yüksek, verimli ve çevre dostu üretim anlayışıyla ülke ekonomisi ve sektör için sürdürülebilir değer yaratmayı öncelikli hedef olarak belirliyoruz. Bu yıl 145. yılını kutlayan Nippon Paint Holding’in global tecrübesi ve güçlü Ar-Ge altyapısı da bu yöndeki çalışmalarımızın hızını artırırken kapsamını da büyütüyor.

Akademik iş birlikleri de bu alanda bize güç veriyor. Son olarak Gebze Teknik Üniversitesi ile bir iş birliği anlaşması yaparak “Sertifikalı Eğitim Programları Hizmetleri Protokolü” imzaladık. Bu protokol ile boya sektörü Ar-Ge’sinin geleceğine katkı sağlayacak uzmanları GTÜ ile yetiştirmeyi hedefliyoruz. Protokol kapsamında yürütülecek eğitim programları, öğrencilerin mesleki kari yerlerini desteklerken, kamu, özel sektör ve uluslararası kuruluşlarla olan iş birliğimizi de güçlendirecek.

Ürünlerinizle sürdürülebilirlik konusunda ülkemize ne gibi faydalar sağlıyorsunuz?

Küresel iklim kriziyle mücadelede binalarda fosil yakıt tüketimini azaltan ısı yalıtımı artık bir tercih değil, zorunluluk haline geliyor. Doğru bir ısı yalıtımı, yapılarda yüzde 60’a varan enerji tasarrufu sağlayabiliyor. Dalmaçyalı Isı Yalıtım Sistemleri ile 23 yılda yaklaşık 290 milyon metre kare mantolama uygulamasına imza attık. Bu dönüşüm 3 milyonu aşkın konut ve yaklaşık 12 milyon kişiye ulaştı. Bu sayede yaklaşık 15 milyar metreküp daha az doğal gaz tüketimi sağlandı. Bu, enerji giderlerinde tasarruf ve ülkemizin enerji ithalatı kaynaklı cari açığının düşmesine katkı demek. Ayrıca 33 milyon tonun üzerinde karbondioksit eş değeri sera gazı salımının önüne geçildi. Bu miktar Bolu ormanlarının yıllık karbon emiliminin yaklaşık 24 katına denk geliyor.

TS 825 standardındaki güncellemeyle binalarda enerji verimliliği artıyor. 33 şehirde uygulanacak yeni kurallarla ısı yalıtım kalınlıkları ortalama 3-5 cm artıyor. Soğutma ihtiyacının da denkleme girmesiyle, yapılar artık hem ya zın hem kışın çok daha tasarruflu hale geliyor. Dalmaçyalı markamızla dış cephe ısı yalıtım sistemlerinin tüm bileşenlerini birbiriyle uyumlu şekilde geliştirerek bu yeni standartlara uygun çözümler sunuyoruz. Sadece ürünlerimizle değil, enerji verimliliği bilincini yaygınlaştırmak amacıyla İZODER ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen bölge sel eğitimlere aktif destek veriyoruz. 20 yılı aşkın uzman lığımızla hem sektörel dönüşüme öncülük ediyor hem de bu bilinci toplumsal bir seviyeye taşımak için çalışıyoruz.

Üretim süreçlerinizde karbon ayak izini azaltmaya yönelik adımlarınız var mı?

Balıkesir, Gebze ve Kayseri fabrikalarımızda yürüttüğümüz ısı geri kazanım projeleri ile doğal gaz tüketiminde yaklaşık yüzde 3 oranında tasarruf sağladık. Gebze fabrikamızda devreye aldığımız otomatik iklimlendirme siste mi ise doğal gaz tüketiminde yüzde 10’a varan bir iyileş me getirdi. Kasım ayında devreye aldığımız yeni su bazlı dekoratif boya üretim tesisimiz ise enerji optimizasyonu sayesinde elektrik tüketiminde yaklaşık yüzde 20 tasarruf sağlıyor ve üretim süreçlerindeki atık miktarını azaltıyor. Bunun yanında tüm fabrikalarımızda tüketilen elektriğin yüzde 35’ini güneş enerjisinden karşılamayı hedefleyen bir yenilenebilir enerji projesini hayata geçiriyoruz.

Yeni su bazlı boya tesisi yatırımınız büyümenizi nasıl destekleyecek?

Kısa süre önce 15 milyon dolarlık yatırımla devreye aldığımız yeni su bazlı üretim tesisimiz, üretim hassasiyetimizi ve ürün kalitemizi önemli ölçüde artıracak stratejik bir yatırım niteliği taşıyor. Yeni tesisimizle birlikte makine kapasitemizi yüzde 100 artırdık. Tesis tam kapasite çalıştığında yıllık 225 bin ton üretim kapasite sine ulaşacak. Böylece toplam üretim kapasitemiz 350 bin tona çıkacak. Bu da ürün gamımızın yaklaşık yüzde 65’ini yeni nesil üretim teknolojileriyle üreteceğimiz anlamına geliyor. Bu yatırım sayesinde pazardaki değişimlere, müşteri taleplerine ve yeni ürün geliştirme süreçlerine çok daha hızlı yanıt verebilen bir üretim yapısına kavuştuk. Aynı zamanda yeni istihdam alanları oluşturarak ekonomik değer yaratmayı da sürdürüyoruz. Öte yandan Diyarbakır’da hayata geçirdiğimiz bölgesel üretim iş birliğiyle sahaya daha yakın, çevik ve esnek bir üretim modeline geçiyoruz. Amacımız yalnızca büyümek değil, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme sağlamak.

Dijital dönüşümde attığınız adımlar neler?

Dijital dönüşümü uzun vadeli bir kurumsal dönüşüm süreci olarak ele alıyoruz. SAP altyapımız sayesinde süreçlerimizi uçtan uca entegre eden ve veriye dayalı karar alma kültürünü destekleyen bir yönetim modeli oluşturduk. Bu yıl gerçekleştirdiğimiz SAP HANA Private Cloud dönüşümü ile sistem altyapımızı daha esnek ve ölçeklenebilir hale getiriyoruz. PDT yaklaşımı ise dijital dönüşümümüzün önemli yapı taşlarından biri. Bu model sayesinde satıştan üretime kadar farklı ekipleri ortak hedefler etrafında bir araya getirerek veriyi hızlı şekilde karara ve aksiyona dönüştürüyoruz. Ayrıca yapay zeka ve RPA projeleriyle süreç otomasyonunu geliştirirken, fabrikalarımızda MES sistemleriyle sahadaki dijitalleşmeyi güçlendiriyoruz.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.