“OPERASYONEL SÜREÇLERDE YAPAY ZEKA İLE ÇARPAN ETKİSİ YARATIYORUZ”
Dünyanın en büyük yazılım, bulut bilişim ve teknoloji şirketlerinden Microsoft, teknolojinin yarattığı fırsatlara ve faydalara herkesin erişebildiği sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarını sürdürüyor. Geleceğin teknolojilerini bugünden şekillendiren şirket, Microsoft Agent Framework, Microsoft Bulut Platformu ve Microsoft AI çözümleriyle her kurumu ve bireyi geleceğe hazır hale getiriyor. Business Türkiye okuyucuları için sorularımızı yanıtlarken bulut teknolojilerini stratejik bir yatırım haline getiren unsurları değerlendiren Microsoft Türkiye Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Alp Esmer, AI’de gerçek değer için dönüştürülmesi gereken alanları ve AI yatırımlarında gözlemle nen en çarpıcı verimlilik artışlarını bizlerle paylaşıyor.
Bireylerin ve kurumların potansiyellerini en üst seviyeye çıkarmaları için teknolojiye liderlik eden Microsoft Türkiye olarak AI agent tabanlı çalışma modeli şirketlerin organizasyon yapısını ve karar alma süreçlerini nasıl değiştiriyor? “Microsoft Agent Framework İş Akışları” hakkında bilgi alabilir miyiz?
Raporlar, gelecekte hayatımızda 1,3 milyar ajan (Agent) olacağını söylüyor. Çok yakın gelecekte klasik arayüzler yerini copilot ve agent’lara bıra kacak. Biz de AI agent’larının yaygınlaşmasıyla birlikte şirketlerde klasik hiyerarşik yapıların yerini, daha akış odaklı, karar alma yetkisi dağıtılmış ve otonom ekip modellerin almaya başladığını görüyoruz. Artık insanlar yalnızca görev icra eden rollerden çıkarak, hedef belirleyen, yön veren ve denetleyen konumlara evriliyor. Bu da karar alma süreçlerini hızlandırırken, operasyonel yükü ciddi biçimde azaltıyor. Microsoft’un bu alandaki yaklaşımı, insanı merkezde tutan ancak agent’ları “dijital iş arkadaşları” olarak konumlandıran bir model üzerine kurulu. Microsoft Agent Framework, tekil veya çoklu AI agent’larının birbiriyle ve mevcut iş sistemleriyle güvenli şekilde çalışmasını sağlayan, açık standartlara dayalı bir yapı sunuyor. Bu çerçevede iş akışları, belirli görevlerde uzmanlaşmış agent’ların birlikte çalışmasını, uzun soluklu ve çok adımlı süreçlerin (örneğin onay, analiz, raporlama) uçtan uca otomasyonunu, gerekli noktalarda insan müdahalesiyle kontrol edilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak organizasyonlar daha çevik, veriyle beslenen ve ölçeklenebilir karar mekanizmalarına kavuşuyor.
Bulut teknolojileri neden stratejik bir yatırım haline geldi? Türkiye’deki yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yapay zeka bu kadar hızlı ilerlerken, bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek için bulut artık yalnızca bir altyapı tercihi değil, iş sürekliliği, inovasyon hızı ve rekabet avantajı sağlayan stratejik bir temel. Bu noktaya gelinmesinin arkasında üç ana faktör var: Veri hacmindeki artış, yapay zeka uygulamalarının yüksek işlem gücü ihtiyacı ve iş dünyasının hız beklentisi.
Türkiye’de şirketlerin buluta yaklaşımı son yıllarda belirgin şekilde olgunlaştı. İlk etapta maliyet ve esneklik odaklı başlayan yolculuk, bugün regülasyon uyumu, güvenlik, yapay zeka entegrasyonu ve çoklu bulut stratejileri eksenine kaydı. Özellikle büyük ölçekli kurumlar, hibrit ve çoklu bulut senaryolarıyla hem yerel gereksinimleri karşılıyor hem de global inovasyona entegre oluyor.
Microsoft bulut çözümleri hangi temel iş ihtiyaçlarına cevap veriyor? En çok talep edilen ürünler hangileri?
Microsoft’un bulut platformu, üretkenlik, güvenlik, veri, yapay zeka ve uygulama modernizasyonu gibi temel iş ihtiyaçlarını bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Kurumlar için yalnızca teknolojik değil, iş sonuçlarına odaklanan bir dönüşüm sağlıyor. Farklı sektörlerde en sık talep edilen alanları şu şekilde özetleyebiliriz:
• Microsoft Azure ile ölçeklenebilir ve güvenli altyapı,
• Microsoft 365 ve Copilot ile çalışan verimliliği ve bilgiye erişim,
• Fabric ve veri platformları ile uçtan uca analitik,
• Güvenlik çözümleri ile sıfır güven (Zero Trust) yaklaşımı.
Regülasyona tabi sektörlerde güvenlik ve veri yönetişimi, üretim ve perakende gibi alanlarda ise veri analitiği ve yapay zeka daha yoğun gündemler olarak ön plana çıkıyor. Özellikle Copilot Chat, ücretsiz olması, soru ve girdilerin yapay zeka tarafından öğrenilmemesi garantisiyle kurumsal yapılarda daha sık tercih ediliyor. Özetle tüm çalışanlarınıza güvenli bir yapay zeka ortamı sunarken, en güncel dil modellerini kullandırabiliyorsunuz.
Yapay zeka yatırımlarında gözlemlenen en çarpıcı verimlilik artışları neler?
Microsoft Türkiye müşteri deneyimi ekibi olarak sahada yaklaşık 80 uzman arkadaşımız ile müşterilerimize destek oluyoruz. Kurumsal ve büyük müşterilerimizde güvenlik, yönetişim, uygulanabilirlik, uyum ve regülasyonlar başta olmak üzere mimari kurulumlar sırasında ve sonrasındaki gözlemlerimi paylaşmak isterim: Yapay zeka artık soyut bir gelecek vaadi değil, somut iş çıktıları üreten bir teknoloji. Microsoft ekosisteminde gözlemlediğimiz örneklerde; bilgi çalışanlarının günlük işlerinde yüzde 20–30’a varan zaman tasarrufu, yazılım geliştirme süreçlerinde daha kısa teslim süreleri, satış, müşteri hizmetleri ve finans fonksiyonlarında daha tutarlı ve hızlı karar alma süreçleri dikkat çekiyor.
Özellikle Copilot destekli senaryolarda; toplantı özetleme, dokümantasyon, veri analizi ve içerik üretimi gibi alanlarda verimlilik artışı doğrudan ölçülebilir hale geldi. Daha somut örnekler vermek gerekirse:
Yazılım geliştirme ve ofis işleri: AI destekli araçlar (GitHub Copilot, MS 365 Copilot ve benzeri) ile programcılar ve bilgi çalışanları rutin görevleri çok daha hızlı yapabiliyor. AI yardımcısı kullanan ekipler bazı işleri neredeyse yüzde 50 daha kısa sürede tamamlayabiliyor. Örneğin, bir rapor yazma veya e-posta özetleme görevi dakikalar içinde bitirilebiliyor. Biz Microsoft olarak Windows 11’in 50 milyon toplam kod satırının 20 milyon satırını GitHub Copilot ile ürettik. Bu da bizim 12 ayda eskiden 3 yılda çıkarttığımız ürün adedine ve kalitesine ulaşmamızı sağladı.
Müşteri hizmetleri: Yapay zeka tabanlı sohbet botları, çağrı merkezlerinin yükünü önemli ölçüde azaltıyor. Türkiye’de büyük bir müşteri hizmetleri şirketi, AI sayesinde çağrıların yüzde 37’sini insan gerekmeden çözdüklerini, ortalama görüşme süresini yüzde 18 kısaltıp e-posta yanıt hızını ise yüzde 65 iyileştirdiklerini açıkladı. Bu sayede aynı sayıda çalışanla çok daha fazla talep karşılanabildi.
Değerli okuyucumuz,
Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.





