“KÜRESEL ÖLÇEKTE ERİŞİLEBİLİR MODA DENEYİMİNİ YENİDEN İNŞA EDİYORUZ”

Modanın hızla dijitalleştiği ve tüketici beklentilerinin mikro segmentlere ayrıldığı bir dönemde, LC Waikiki veriyi sezgiyle, teknolojiyi ise empatiyle birleştirerek “müşteri takıntılı” bir deneyim tasarımı sunuyor. Alt markaların mimarisinden kampüslerdeki gençlik enerjisine, farklı coğrafyalardaki iletişim esnekliğinden geleceğin pazarlama teknolojilerine kadar markanın tüm stratejik katmanlarını LC Waikiki Müşteri İçgörüleri ve Pazarlama İletişiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Akgül, Business Türkiye okuyucularına anlatıyor.

“İyi giyinmek herkesin hakkı” mottosuyla yola çıkan bir marka olarak, “modanın demokratikleşmesi” kavramını nasıl okuyorsunuz?

Bir dönem moda belirli şehirlerdeki defile salonlarında şekillenen, sınırlı bir kesimin erişebildiği bir alan olarak konumlanıyordu. Podyumlarda sunulan tasarımlar, geniş kitleler için çoğu zaman sadece izlenen bir hayaldi. Bugün ise bu tablo köklü biçimde değişti. Moda artık her yaştan, her gelir grubundan ve farklı yaşam tarzlarından insanın dahil olduğu, kendini ifade edebildiği kapsayıcı bir alana dönüştü.

Bu dönüşümün arkasındaki en önemli dinamiklerden biri, modanın çok daha hızlı şekilde üretime adapte olabilmesi. Defilelerde ya da dijital platformlarda görülen trendler artık çok kısa süre içinde mağazalarda karşılık bulabiliyor. Sosyal medyanın etkisiyle bu yayılım küresel ölçekte eş zamanlı gerçekleşiyor ve moda, sezonluk döngülerin ötesine geçerek daha dinamik bir yapıya kavuşuyor.

LC Waikiki de “İyi giyinmek herkesin hakkı” anlayışıyla bu dönüşümün aktif bir parçasını oluşturuyor. Farklı beden tiplerine, yaş gruplarına ve kültürel çeşitliliğe hitap eden koleksiyonlarıyla modayı daha kapsayıcı hale getiriyor. Erişilebilir fiyat politikasıyla kaliteyi geniş kitlelere ulaştırırken, global mağaza ağı ve dijital kanalları sayesinde modayı coğrafi ve sosyoekonomik sınırların ötesine taşıyor. Aynı zamanda trendleri yorumlayan ve erişilebilir kılan yaklaşımıyla bireylerin kendi tarzlarını özgürce ortaya koymasına alan açıyor.

LC Waikiki’nin globalleşme yolculuğu dikkat çekici bir büyüme hikayesi anlatıyor. Global bir marka olmanın getirdiği standartlar ile yerel pazarların beklentileri arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Global büyüme stratejisinde temel yaklaşımımızı, güçlü ve tutarlı bir değer seti üzerine inşa ediyoruz. LC Waikiki için kalite, güvenilirlik ve erişilebilirlik tüm pazarlarda değişmeyen ana prensipler olarak öne çıkıyor. Hangi coğrafyada faaliyet gösterirsek gösterelim bu değerler markamızın temelini oluşturuyor.

Bununla birlikte her pazara aynı perspektifle yaklaşmak yerine yerel dinamikleri detaylı şekilde analiz ediyoruz. Kültürel yapı, yaşam tarzı ve tüketici alışkanlıklarını dikkate alarak iletişim dilini yeniden şekillendiriyoruz. Böylece aynı marka hikayelerini, farklı toplumların duygusal ve kültürel kodlarına uygun bir çerçevede anlatıyoruz. Markamızın değişmeyen değerlerini korurken, yerelin ruhunu iletişime entegre ediyoruz. Örneğin Orta Doğu pazarında daha geleneksel ve aile odaklı bir iletişimi tercih ederken, Balkanlar’da daha dinamik, bireyselliği ön plana çıkaran ve trendlerle daha yakın bir ton kullanabiliyoruz. Bu yaklaşım, LC Waikiki’nin hem global ölçekte tutarlı kalmasını hem de yerel pazarlarda samimi ve yakın bir algı yaratmasını sağlıyor.

Bu doğrultuda benimsediğimiz “glokalizasyon” stratejisi, global değerleri korurken yerelleşmeyi mümkün kılıyor. Ürünlerin erişilebilir fiyat yapısını korurken kullandığımız iletişim dilini, görsel dünya ve kampanya kurguları her ülkenin beklentilerine göre adapte ediyoruz.

Markanın geçmişten bugüne kampanya diline baktığımızda sadece ürünlerin değil, hedef kitlenin de genişlediğini görüyoruz. LC Waikiki, zihinlerdeki “aile markası” imajını korurken, Z kuşağının dilini konuşan, dinamik ve genç bir kimliğe nasıl bürünebildi?

Markamızın iletişim dili, her dönemde müşterilerimizin beklenti ve ihtiyaçlarıyla birlikte evriliyor. Başlangıçta aile markası duruşu üzerine inşa edilen iletişimimiz, bugün farklı yaş gruplarına, stillere ve yaşam tarzlarına hitap eden daha geniş bir perspektife taşındı. X ve Baby Boomer kuşağı için güven, kalite ve fonksiyonelliği sade bir dille vurgularken, Y kuşağına daha çok deneyim ve değer odaklı bir iletişim sunuyoruz. Z kuşağı için ise dijitalde güçlü, katılımcı ve dinamik bir dil kurguluyoruz.

Özellikle hedef kitlesi Z kuşağı olan alt markamız X SIDE, bu vizyonumuzun en güçlü temsilcilerinden biri. Gençlere ulaşırken yalnızca trendleri takip etmiyoruz; onların kültürüne, mizah anlayışına ve iletişim biçimine dahil oluyoruz. Sosyal medya iletişimimizde gençlerin kendi dilini konuşuyor, samimiyet ve doğallığı her şeyin önüne koyuyoruz. Hatta bu yaklaşımı kurum içinde daha iyi aktarabilmek için “Gen Z sözlüğü” hazırlayarak ekiplerimiz arasında ortak bir dil oluşturduk.

Dijital dünyada gençlerle birebir iletişim kurmayı önemsiyoruz. Paylaşımlarımıza yorum yapan takipçilerimize otomatik yanıtlar vermek yerine, onların arkadaşı gibi samimi ve içten cevaplar yazıyor, gerçek diyaloglar kuruyoruz. Gelecekte de X SIDE’ın gençlerin kendi hikayelerini yazabilecekleri, özgünlüklerini sergileyebilecekleri bir alan olmasını en önemli hedefimiz olarak görüyoruz. Örneğin, üniversite kampüslerini gençlerin ikinci evi olarak konumlandırıyoruz. Bizim için kampüsler yalnızca fiziksel mekanlar değil, gençlerin hayatlarını paylaştıkları, kendilerini özgürce ifade ettikleri ve geleceğe hazırlandıkları alanlar. Bu nedenle gençlik markamız X SIDE ile kampüslerde gerçekleştireceğimiz eğlenceli ve ilham verici projelerle onların yanında olmayı hedefliyoruz. Amacımız sadece giyim ihtiyaçlarını karşılamak değil, onların enerjisini, tutkularını ve hayallerini paylaşan bir yol arkadaşı olmak.

Yeni dünya düzeninde sadece “ne sattığınız” değil, “nasıl ürettiğiniz” ve teknolojiyi nasıl entegre ettiğiniz de markanın kalıcılığını belirliyor. LC Waikiki’nin gelecek yol haritasında sürdürülebilirlik taahhütleri ve yapay zeka odaklı pazarlama stratejileri nasıl bir yer tutuyor? Bu küresel trendleri, kişiselleştirilmiş bir müşteri deneyimiyle nasıl birleştirmeyi planlıyorsunuz?

LC Waikiki’de pazarlama ve marka iletişiminin yol haritasını farklı başlıklar üzerine kuruyoruz. Sürdürülebilirlik elbette bunlardan biri. Koleksiyonlarımızda daha sorumlu malzemeler kullanmak, üretimden lojistiğe tüm süreçlerimizde karbon ayak izimizi azaltmak gibi gündemlerimiz var.

Yapay zeka ise iş süreçlerimizin merkezinde yer alıyor. Tasarımdan tedarik zincirine, stok yönetiminden müşteri ihtiyaçlarını anlamaya kadar pek çok alanda yapay zeka çözümleriyle verimlilik sağlıyor, aynı zamanda pazarlama iletişimimizi daha öngörülü ve çevik hale getiriyoruz.

Bütün bunları deneyimde birleştiriyoruz. Kişiselleştirilmiş müşteri deneyimiyle her bireyin yaşam tarzına, alışveriş alışkanlıklarına ve beklentilerine özel çözümler sunuyoruz. Buna paralel olarak müşterilerimize mağaza, online ve mobil kanalları bütüncül şekilde sunmayı hedefliyoruz. Mobil uygulama çözümleri ve inovasyonlarla müşterilerimizin hayatına dokunan, kesintisiz ve kişiselleştirilmiş bir alışveriş yolculuğu tasarlıyoruz. Markamızın toplumsal bir sorumluluğu olduğuna da inanıyoruz. Eğitim, sosyal projeler, kadınların iş gücüne katılımı gibi birçok alanda yarattığımız katkıyı, diğer şirketlere örnek olmak ve ilham vermek adına iletişimimizin bir parçası haline getiriyoruz.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.