“HEDEFİMİZ, DÜNYADA TEKNOLOJİYİ EN İYİ KULLANAN İLK ÜÇ HAVA YOLUNDAN BİRİ OLMAK”

Türkiye’nin en tecrübeli ve köklü özel hava yolu Pegasus, misafirlerin beklentilerini ve sektöründeki yenilikleri takip ederek hizmetlerini güçlendiriyor. Teknolojiyi merkezine alarak yolcularına güçlü bir dijital deneyim sunan ve kendisini ‘Dijital Hava Yolu’ olarak konumlayan şirket yapay zekayı, kültür, yetkinlik ve yönetişim boyutlarıyla ele alarak dönüşümü şirket genelinde sistematik bir şekilde yayıyor. Business Türkiye okuyucuları için sorularımızı yanıtlayan Pegasus Hava Yolları Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Barış Fındık bizlere yapay zeka stratejilerinin detaylarını, yatırımlarının içeriklerini ve oluşturdukları programları aktarıyor.

“Dijital hava yolu” vizyonu şirketinizde neleri değiştirdi?

Dijital yolculuğumuza 2018’de başladık ve o günden bu yana kendimizi ‘Dijital Hava Yolu’ olarak konumluyoruz. Hedefimiz net: Teknolojiyi en iyi kullanan ilk üç hava yolundan biri olmak. Bu, bizim için sadece bir söylem değil, yönümüzü belirleyen güçlü bir iddia. Bu yaklaşım, bizi yalnızca maliyetlerini iyi yöneten bir şirket olmaktan öteye taşıyor. Biz verimliliği; teknolojiyi merkeze alarak ve yolcuya güçlü bir dijital deneyim sunarak sağlayan bir yapı kuruyoruz. Bugün hemen hemen tüm süreçlerimizde dijital teknolojiler kullanıyoruz. Misafirlerimize seyahat deneyimlerini kolaylaştıracak benzersiz yenilikler, çalışanlarımıza da kendilerini daha yetkin hale getirecek teknolojik ve dijital kolaylıklar sunuyoruz.

Bu vizyonu benimsediğimiz günden bu yana en kritik unsur teknolojinin artık sadece IT’nin değil, tüm iş birimlerinin odağı haline gelmesi. Bugün fiyatlamadan operasyona, bakımdan müşteri deneyimine kadar her ekip, teknolojiyi kendi işinin ayrılmaz bir parçası olarak konumluyor ve sahipleniyor. Bu da karar alma hızını artıran, veriyi merkeze alan ve yapay zeka ile sürekli optimize edilen bir yapı oluşturuyor.

Bunu somut olarak farklı alanlarda hayata geçirdiğimizi görüyoruz. Bilet ve yan gelir fiyatlamada AI (yapay zeka) destekli dinamik modellerle gelir optimizasyonu sağlıyoruz. Kişiselleştirme tarafında kampanya yönetimi ve içerik üretimini veri ile şekillendiriyoruz. Ödeme süreçlerinde finansal segmentasyon, gelir kontrolü ve anomali tespiti ile daha sağlıklı bir yapı kuruyoruz. Operasyon tarafında yakıt tüketiminden ekip planlamaya, yer hizmetlerinden bakım süreçlerine kadar birçok alanda yapay zeka destekli optimizasyon sağlıyoruz. Çağrı merkezi ve kabin operasyonlarında ise asistanlar ve akıllı sistemlerle hem verimliliği hem deneyimi iyileştiriyoruz.

Bu dönüşümde Innovation Lab’in katkısı da çok kritik. Silikon Vadisi’ndeki yapılanmamız sayesinde start-up’lar, üniversiteler ve teknoloji ekosistemiyle doğrudan ve sürekli bir bağ kuruyoruz. Bu sayede dünyadaki öncü teknolojileri sadece takip eden değil, erken aşamada deneyimleyen ve doğru zamanda işimize entegre eden bir yapıya sahibiz.

Özetle; içeride tüm organizasyonu teknolojiyle hizalayan, dışarıda ise global ekosistemle organik bağ kuran bir modelle ilerliyoruz. Bu da bize hız, verimlilik ve sürdürülebilir rekabet avantajı sağlıyor.

Yapay zekayı Pegasus’ta sadece bir araç olmaktan çıkarıp iş yapış biçiminin bir parçası haline nasıl getirdiniz?

Biz bu dönüşüme yaklaşık 3 yıl önce FlyGPT programı ile başladık. Amacımız, bu alanda projeler üretmenin yanı sıra şirket genelinde yapay zeka kullanım kültürünü, yetkinliğini ve üretim yaklaşımını birlikte geliştirmek.

Bugün FlyGPT olgunlaşmış bir yapı. Farklı iş birimlerinde gerçek iş çıktısı üreten, yaygın kullanılan birçok senaryo ya ulaştık. Ancak bu programı statik bir yapı olarak değil, sürekli gelişen bir platform olarak konumluyoruz. Dünyadaki yeni teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek FlyGPT’yi sürekli güncelliyor ve organizasyonu da bu gelişmelerle hizalıyoruz.

Son dönemde bu gelişmelerin en kritik olanı, yapay zekanın analiz yapmanın yanı sıra hedef verilen, karar alabilen ve aksiyon alabilen yapılara evrilmesi oldu. Bu yaklaşım ‘Agentic AI’ olarak tanımlanıyor ve iş yapış biçimlerinde ciddi bir kırılım yaratıyor.

Biz de bu dönüşümü FlyGPT’nin altında konumlandırdığımız Fantom programıyla odağımıza aldık. Fantom ile belirli süreçleri uçtan uca yürütebilen, farklı sistemlerle etkileşime geçerek işi tamamlayabilen akıllı yapılar geliştiriyoruz. Yani yapay zeka artık sadece öneri sunmakla kalmıyor, işi gerçekleştiren bir role evriliyor.

Hava yolu şirketlerinde işin mutfağında kompleks bir operasyon söz konusu. Misafire iyi bir seyahat deneyimi yaşatmak açısından yer işletmeden tekniğe, kabinden kokpite kadar farklı ekiplerin işlemlerini kolay yapabilmeleri çok kıymetli. Örneğin uçağa yüklenen yemek çeşitlerinde firenin azaltılması için geçmiş verileri tarayan ve ilgili rotada en uygun yüklemelerin yapılmasını sağlayan yapay zeka destekli bir uygulama kullanıyoruz. Böylece en çok satışını yaptığımız peynirli sandviçi misafirlerimiz sorduğunda, önceden yeterli sayıda hazırladığımız için rahatlıkla sunabiliyoruz.

Bu dönüşüm yolculuğunda kültürel sahiplenmeye de önem veriyoruz. Çalışanlarımızın yapay zekayı yalnızca kullanmakla kalmayıp, doğru anlayıp yaygınlaştırabilmeleri için özel eğitim programları ve deneyim atölyeleri tasarladık. Şirket genelinde her departmanda yapay zekayı sahiplenip liderlik edecek ‘Teknolojist’ adını verdiğimiz bir ekip oluş turduk. Bu ekip üyeleri, FlyGPT inisiyatifi kapsamında düzenlenen özel eğitimlerden geçerek yapay zeka projelerinin geliştirilmesi ve uygulanması için kritik rol oynuyor. Onları merkezi bir rehber yapı olarak konumluyoruz ancak dönüşümü sadece bu grupla sınırlamıyoruz. Amaç, yapay zekayı tüm çalışanların günlük iş yapış biçiminin doğal bir parçası haline getirmek ve bu dönüşümü organizasyon genelinde birlikte gerçekleştirmek.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.