“HEDEFİMİZ, GELECEĞİ BUGÜNDEN ŞEKİLLENDİREN SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR İŞ ORTAĞI OLMAK”

Dünyaya kaliteli, etkili, güvenli ve en yenilikçi kozmetik ürünlerini sunma misyonuyla hareket eden L’Oréal Türkiye, hedeflerine ulaşmak için çevreye ve topluluklara karşı taahhütlerini yerine getirmek üzere sorumlu ve sürdürülebilir iş modelini benimsiyor. Şirket, sektör dernekleri ve firmalarla birlikte daha sürdürülebilir çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Business Türkiye okuyucularıyla “Gelecek için L’Oréal” sürdürülebilirlik programlarının detaylarını paylaşan L’Oréal Türkiye Ülke Operasyon Direktörü Arzu Ünay, çoklu kanallarda operasyon yönetimi stratejilerini ve tedarik zincirindeki değişkenliğe dair geliştirdikleri çözümleri anlatıyor.

“Herkes için Güzellik” misyonunuzla güzelliği sürdürülebilirlik faaliyetlerine entegre eden bir marka olarak operasyonel yapınızda yaşanan dönüşümü ve yeni stratejilerinizi dinleyebilir miyiz?

L’Oréal Türkiye olarak sürdürülebilirlik çok önem verdiğimiz bir nokta. Bunu da “Gelecek İçin L’Oréal” programımız doğrultusunda tedarik zinciri süreçlerimizde iklim değişikliğiyle mücadele, su kaynaklarının korunması, döngüsel ekonomi ve toplumsal fayda gibi başlıklarla önceliklendiriyoruz. Bu sürdürülebilirlik programı kapsamında planlama süreçlerimizin ve stok yönetiminde yaptığımız sürekli iyileştirme projeleri ile imha oranlarımızı küresel ölçekte örnek olacak seviyelerde yönetiyoruz. Türkiye’de tüm tesislerimizin yüzde 100 yeşil enerji sertifikalı olması ise gurur verici. Kapsayıcı tedarik odağımızla küçük işletmecileri, kadın girişimcileri, küçük ve deneyimli çalışanları destekleyerek 125 paydaşa sürdürülebilir fayda sağlıyoruz. Sektör dernekleri ve firmalarla birlikte daha sürdürülebilir çözümler geliştirmeye odaklanmaya devam ediyoruz.

“Gelecek için L’Oréal” sürdürülebilirlik programı kapsamında karbon emisyonlarınızı azalttığınızı biliyoruz. Bu noktada, attığınız adımları ve lojistikte sürdürülebilirlik adına öncü çalışmalarınızı öğrenebilir miyiz?

Çevresel sürdürülebilirlik ve yeşil lojistik, operasyonlarımızda en önemli önceliklerimizden. Karbon emisyonlarını azaltmak adına hem global hem de lokal iş birlikleri geliştiriyoruz. Bu süreçte yalnızca iş birliği yapmıyor, aynı zamanda tedarikçilerden gelen geri bildirimlerle sektöre yön veriyoruz. Bu konuda sürekli olarak yenilikçi çözümleri takip ediyoruz.

İthalat ve sevkiyat operasyonlarımızda yaptığımız projelerle 2025 yılında uçtan uca nakliye karbon emisyonlarımızda yüzde 16 düşüş gerçekleştirdik. Örneğin, İstanbul’daki teslimatlar için elektrikli araçlar kullanıyoruz. Sadece bu örnek projenin yıllık 7 bin 500 kilo karbondioksiti azaltma etkisi var. Perakende teslimatları için yeniden kullanılabilir ve geri dönüştürülmüş plastik kutular ile 200 ton su tasarrufu sağlıyoruz.

Operasyonlarınızda tedarikçiler, lojistik hizmet sağlayıcılar, fabrika, dağıtımcılar ve perakendeciler gibi birçok bileşenle birlikte hareket ediyorsunuz. Bu bağlamda, çoklu kanallarda operasyon yönetimi stratejilerinizi ve çalışmalarınızı anlatır mısınız? Süreci nasıl dengeliyorsunuz?

“Birlikte hareket etmek gücümüz” diyerek yola çıkıyoruz. L’Oréal’in global misyonundan ve tedarik zinciri olarak varlık amacımızdan ilham alarak stratejimizi tüm paydaşlarımızla birlikte şekillendiriyoruz ve sürdürülebilir yaklaşımı hep birlikte inşa ediyoruz. Tedarikçilerimizle önem verdiğimiz konuların başında güvene dayalı ve şeffaf ilişkiler kurmak geliyor. Bu yaklaşımı tüm paydaşlarımızla yaygınlaştırıyoruz. Müşteri memnuniyetini merkeze alan bir yaklaşımla sürekli gelişen ve optimize edilen operasyonel yapılarla çalışmayı benimsiyoruz. Her kanalın ihtiyacı ve beklentisi farklı. Sürekli olarak müşterilerimizin geri bildirimlerini değerlendirerek her kanal için bu dinamikler doğrultusunda çözümler geliştiriyoruz. Tekno-güzellik şirketi olarak dijital dönüşüm ve veri odaklı süreç yönetimiyle tedarik zincirinde her gün değer yaratan, uzun vadeli iş ortaklığına dayalı ilişkileri ön planda tutuyoruz.

Tahminleme süreçlerinde çok yönlü bir bakış açısı benimseyen bir marka olarak geliştirdiğiniz stratejileri anlatır mısınız? Elde ettiğiniz verileri süreçlerinize nasıl entegre ediyorsunuz?

Her boyuttaki içgörüleri detaylı şekilde inceliyoruz. L’Oréal Türkiye olarak sahip olduğumuz veriler sayesinde tedarik süreçlerimizin en doğru şekilde planlanmasını sağlıyor ve olası talep sapmalarına karşı proaktif stratejiler geliştirmeye çalışıyoruz. Pazar, saha verileri ve öngörüleri tahmin algoritmalarımız içine dahil ediyoruz. Karar alma süreçlerimizi de bu verilere dayandırarak tedarik zinciri genelindeki verimliliği artırıyoruz. Örneğin, kasım kampanyaları gibi yoğun bir dönemde geçen yıl 25 saat olan ürün kargoya teslim süresini bu yıl 1317 saate indirmeyi hedefledik. Bunu yapabilmek için öncelikle sipariş hacmini ve zamanlamasını ticari ekiplerimizin kampanya planları ve site trafik öngörüleri doğrultusunda analiz ettik. Bu sayede gerekli hazırlıkları ve kapasiteyi önceden planlayarak hedeflerimizi gerçekleştirdik.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.