Mal ve hizmetlerin üretim ve tüketimine dayanan sanayi toplumu, sanayi sektörünün de hızla gelişmesine neden olurken giderek doğal yapının bozulması ise yarattığı en önemli sonuçlardan biri. Artan nüfusun beklentilerini karşılama noktasında daha çok üretim; fosil yakıtların kullanımı ile ortaya çıkan sera gazları, toprakların düzensiz kullanımı, atıklar vs. gibi son derece kritik çevre sorunları anlamına geliyor. Üretim ve tüketim alışkanlıklarımıza paralel gerçekleştirdiğimiz tüm faaliyetlerimiz doğaya belli miktarlarda karbondioksit (CO2) yayarken; bu etkiyi karşılama noktasında kapasitesi tükenen doğanın dengesi ise görmezden gelinemeyecek ölçülerde bozulmuş durumda. Gerek bireysel gerekse kurumsal faaliyetlerimizin sonucu bıraktığımız sera gazlarının CO2 (karbondioksit) ölçülmesiyle ortaya çıkan değere “Karbon ayak izi” adı verilirken; bu değer aslında özünde şunu gözler önüne seriyor doğaya ve atmosfere ne kadar zarar verdiğimizi! Giderek büyüyen sorunlar sonucunda bugün iklim krizi, dünyanın en önemli gündem maddesi durumunda. Nitekim, Avrupa Birliği’nin izleyeceği politikaların merkezinde yer alan “Yeşil Mutabakat”ta 2050 yılına kadar net sera gazı emisyonlarının sıfıra indirilmesi yönünde hedefler koyarken, söz konusu asıl hedef ise üretimden tüketime, ekonomiden sağlığa, ulaşımdan inşaata her sektörde ve bireylerde sürdürülebilirlik kavramını yaşam biçimi haline getirmek. Amerikalı uluslararası yönetim danışmanlık firması McKinsey & Company’nin Çevresel Sürdürülebilirlik Direktörü Jop Weterings’de “Gezegenimiz bir devrilme noktasında ve iklim değişikliğinin en tehlikeli ve geri döndürülemez etkilerinden kaçınmak için önümüzdeki on yıl boyunca emisyonları önemli ölçüde azaltmalıyız.” diyerek konunun ciddiyetinin altını çiziyor.

KARBON AYAK İZININ HESAPLANMASI

Küresel ısınmanın başlıca sorumlusu olarak gösterilen karbon ayak izi kavramı hem bireylerin hem de kurumların sorumluluk alanında. Karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik çalışmalarda en önemli adım elbette ölçümün yapılması. Bireylerin, söz konusu hesaplamayı yapabilmesi için internette birçok platform yer almakta ve California Üniversitesi’nde sürdürülebilir çevre ile ilgili çalışmalar yürüten uluslararası birliklerce geliştirilmiş yöntemleri de bunların arasında bulmak mümkün. Kurumsal ölçüm ise profesyonel olarak çalışan çevresel danışmanlık şirketleri tarafından yapılabiliyor. Kuruluşun verilerinin toplanması, hesaplanması ve raporlanması ile gerçekleştirilen hesaplamanın doğru yapılabilmesi için bu 3 faktörün tamamının kusursuz olması gerekmektedir. GHP Sera Gazı Protokolü – Kurumsal Hesaplama ve Raporlama Standardı; ISO14064 – Sera gazları; IPCC Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli – Ulusal Sera Gazı Envanterleri İçin Kılavuzlar; ISO 14040:2006; gibi yaygın olarak kabul gören standartlara göre yapılan ölçümler, şirketlerin faaliyet alanına bağlı olarak sektör, ürün, hizmet veya süreç bazlı standartları da içermektedir. Şirketlerin hesaplama için yapması gerekenler ise Sürdürülebilirlik ve Sosyal Sorumluluk Uzmanı Dilek Aşan’ın hazırladığı raporda şu şekilde yer almaktadır:

• Doğrudan ve dolaylı sera gazı emisyonu kaynaklarının belirlenmesi.
• İşletme bünyesinde veya faaliyet alanı sınırları içerisinde atmosferden sera gazı uzaklaştırması yapan fiziksel birim veya proseslerin (sera gazı yutakları) belirlenmesi.
• Sera gazı emisyonlarının hesaplamalarında kullanılacak doğru, tutarlı ve dokümante edilebilen metodolojilerin ve modellerin seçilmesi.
• Kurumsal karbon ayak izi hesaplamalarında dahili veya harici sera gazı faaliyet verileri kullanılacaksa bunların seçilmesi ve gerekçelendirilmesi.
• Sera gazı emisyon ve uzaklaştırmalarıyla ilgili kullanılan faktörlerin belirlenmesi.
• Sera gazı envanter çalışması yaparak kurumsal karbon ayak izinin hesaplanması.

Bu noktada kurumsal karbon ayak izi, daha detaylı ölçümlere ihtiyaç duyuyor gibi gözükse de kişisel alanlarımızda üzerinde durmadığımız, alışılagelmiş tutumlarımızın bile karbon ayak izi üzerinde etkileri azımsanamayacak ölçüde yüksek. İki ayrı elden alınması gereken bu konuyu bireysel ve kurumsal olarak değerlendirmekte büyük fayda var.

KURUMSAL KARBON AYAK İZİ

Günümüzde bir şirketin karbon ayak izini ölçmesi, karbon nötrlüğüne giden ilk adım olarak kabul ediliyor. Artık konu hakkında bilgisi olmayan ya da çalışmalar yapmayan bir şirketin gerçekçi hedefler koyması ve sürdürülebilirlik için iklim stratejileri olmadan yol alması mümkün değil. Yapılan çalışmalar, iklimle ilgili riskleri ve fırsatları belirlerken, şirketlerin sorumluluk aldıklarına dair önemli bir referans olarak kabul ediliyor. Şirketler için bütünsel bir anlayışın kavranmasına yardımcı olan söz konusu incelemeler, yatırımların doğru yönetilmesine de olanak sağlıyor. Şirketler için faaliyet verileri ise 3 ana kapsama dayanıyor:
• Doğrudan sera gazı emisyonları; örneğin, yakıt tüketimi (ısıtma, proses ekipmanı ve araçlar) ile üretim, soğutucu sistemler, atık tesisleri ve kaçak emisyonlar bu gruba dahil.
• Dolaylı emisyonlar; aydınlatma, ekipman, su ısıtıcıları ve benzerlerini içeriyor.
• Bir kuruluşun etkileyebileceği ancak kontrol edemediği sera gazı emisyonları. Bu kategoride ürün yapmak için ham madde nakliyesi, iş seyahati, çalışanların şirkete ait olmayan araçlarla işe gidip gelmesi, satın alınan yakıtların nakliyesi gibi unsurlar bulunuyor. Tüm bu süreçlerin periyodik olarak tekrarlanması önemlidir. Tüm bunların yanında şirketler şu başlıkları ele alarak karbon ayak izlerini azaltmayı başarabilirler:
• Enerji verimliliğini artırmak ve enerji harcamalarından tasarruf etmek
• Sürdürülebilirlik politikalarını benimsemek ve bunu kurum kültürüne entegre etmek
• Tedarikçiler dahil olmak üzere paydaşlarının da katılımını sağlamak
• Çalışanların konu hakkında bilgilendirilmesi ve eğitilmesini sağlamak
• Yenilenebilir enerji tüketmek ve bu enerji türüne geçişi sağlamak
• Farkındalık çalışmaları ve kampanyaları yürütmek
• Kurumsal bir sosyal sorumluluk stratejisi uygulamak
• Çevresel projelere yatırım yapmak
• Ham madde kullanımında geri dönüştürülebilir malzemeleri tercih etmek

BİREYSEL KARBON AYAK İZİ

Günlük hayatta tüm faaliyetlerimiz doğrudan çevreyi de etkilerken, bireysel olarak üzerimize de büyük sorumluluklar düşüyor. Yaşam tercihlerimizin daha az karbon emisyonu gerek- tiren ürünlere yönelmesi gerekirken bu konuda bilinçlenmek için günümüzde birçok olanak bulunuyor. Ekolojik yaşamın destekçileri her geçen gün artarken, yapılacak bilinçli seçimler ve hamlelerle doğanın sürdürülebilirliğine bireylerin etkisi oldukça yüksek. Markaların bile tüketici seçimleri doğrultusunda aksiyon aldığı günümüzde, birer “belirleyici” unsur olarak, kişi- sel karbon ayak izimize dikkat etmek, dünyanın iyileşmesi için büyük rol oynuyor. Dikkat ettiğimizde büyük farklar yaratacak ve karbon ayak izimizi azaltmamızı sağlayacak birtakım tutum değişiklikleri ise şu şekilde öne çıkıyor:

• Yürümek ya da bisiklet kullanmak
• Toplu taşımayı tercih etmek
• Kırmızı et tüketimini azaltmak
• Gereksiz su ve elektrik tüketiminden kaçınmak
• Tüm atıkları azaltmak
• Yeşil alanları korumak ve çevre temizliğine özen göstermek
• Geri dönüştürülebilir ürünler kullanmak
• Sürdürülebilirlik ilkelerini benimsemiş markalara yönelmek
• Çöplerimizi ayrıştırarak geri dönüşüme dahil etmek
• Mümkün olduğunca fosil yakıtlı araçlar yerine elektrikli ve hibrit araçlar kullanıp, ısınma için de doğalgaza yönelmek
• Uçak yolculuklarını azaltmak
• Ev içerisinde kullanılmayan ışıkların, cihazların, ısıtıcıların kapatılması gibi oldukça basit ama etkili alışkanlıklar edinmek
• Yöresel ve mevsimlik ürünler tüketmek
• Her şeyi ihtiyacınız kadar tüketmek

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.