“PERAKENDEDE REKABETİ HIZ VE YAPAY ZEKA İLE YENİDEN TANIMLIYORUZ”

Kaliteli ve özgün tasarımlarıyla tüm dünyada milyonlarca kişinin hayatına dokunarak küresel yolculuğunda önemli başarılara imza atan DeFacto, teknolojiyle beslediği güncel ve bütünsel yaklaşımını DeFacto 5.0 vizyonu olarak tanımlıyor. Dijital ticareti büyüme yolculuğunun en önemli kaldıraçlarından biri haline getirmeyi hedefleyen şirket, kendi teknolojisini üretebilmenin gücüyle yeni projeleri devreye alıyor. Business Türkiye okuyucuları için yeni projelerinin güçlü bir örneği olan DeFacto EQ hakkında bilgiler veren DeFacto Yatırım, Finans ve Büyümeden Sorumlu Başkan Önder Şenol, odaklandıkları teknolojik yatırımların yanı sıra dijital ticaret stratejilerinin dinamiklerini bizlere aktarıyor.

E-ticaret artık yalnızca bir satış kanalı değil, markaların küresel büyüme stratejisinin merkezinde yer alıyor. DeFacto Online olarak dijital ticaret stratejinizi hangi temel dinamikler üzerine inşa ediyorsunuz? Online satış tarafında önümüzdeki dönemin büyüme alanlarını nasıl görüyorsunuz?

DeFacto olarak dijital ticareti tek başına bir satış kanalı olarak değil, küresel büyüme stratejimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Bu stratejinin temelinde ise güçlü tasarım kabiliyetimiz, çevik tedarik zincirimiz ve teknolojiyi merkeze alan operasyon yapımız yer alıyor. Bugün perakendede rekabeti belirleyen en önemli unsur yalnızca doğru ürünü tasarlamak değil, o ürünü doğru zamanda, doğru pazarda ve doğru müşteriye ulaştırabilmek. Bu nedenle hız, iş modelimizin merkezinde yer alıyor.

Bu yaklaşım doğrultusunda küresel lider oyuncuların benimsediği yakın üretim modelini stratejik bir avantaj olarak değerlendiriyoruz. Üretimimizin yaklaşık yüzde 65’ini Türkiye’de gerçekleştiriyoruz. Bu sayede tasarımdan üretime, lojistikten mağazalara ve dijital kanallara kadar tüm süreçleri daha çevik yönetebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde bu oranı yüzde 70 seviyelerine çıkararak tedarik sürelerimizi daha da kısaltmayı ve değişen müşteri beklentilerine çok daha hızlı yanıt verebilen bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.

Bu güçlü operasyonel yapı üzerinde dijital ticaret stratejimizi teknoloji, müşteri odağı ve global ölçekte kolayca ölçeklenebilen bir model üzerine inşa ediyoruz. Çünkü perakendede rekabet artık sadece iyi bir ürün üretmekle bitmiyor; hız, deneyim, verimlilik ve kişiselleştirme oyunu yeniden tanımlıyor. Bu doğrultuda büyümemizi veri ve yapay zeka destekli karar mekanizmaları, güçlü

omni-channel altyapısı, deneyim odaklı mağazacılık ve küresel ölçekte çevik hareket edebilen organizasyon yapımızla destekliyoruz. Biz bu bütünsel yaklaşıma DeFacto 5.0 vizyonu diyoruz. Bu vizyonun finansal ve operasyonel karşılığını da büyüme rakamlarımızda görüyoruz. 2025 yılında toplam ciromuz 57,05 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, online ticaretin ciro içindeki payı yurt içinde yüzde 15’e, toplamda ise yüzde 13’e ulaştı. Bu oranlar bizim için yalnızca mevcut dijital performansı değil, aynı zamanda önümüzdeki dönemde küresel büyümeyi hızlandıracak güçlü potansiyeli de gösteriyor. DeFacto olarak dijital ticareti, ölçeklenebilir teknoloji altyapımız, veri odaklı karar mekanizmalarımız ve müşteri deneyimini merkeze alan yaklaşımımızla büyümemizin en önemli kaldıraçlarından biri haline getirmeyi hedefliyoruz.

Sınır ötesi e-ticaret, Türk markaları için önemli fırsatlar sunuyor. DeFacto Online’ın yurt dışı online satış operasyonlarında öncelik verdiği pazarlar hangileri? Farklı coğrafyalardaki tüketici beklentilerine nasıl adapte oluyorsunuz?

DeFacto olarak bugün 44 ülkede fiziksel mağaza ağımız, 56 ülkede ise sadece online kanallarımız olmak üzere toplam 100 ülkede faaliyet gösteren küresel bir markayız. Bu geniş coğrafi yayılımı, dijital ticaretin sağladığı esneklik ve ölçeklenebilirlikle daha da güçlendiriyoruz. Sınır ötesi e-ticarette oldukça iddialıyız. 2025 yılı export ve transit ihracat toplamımız yaklaşık 4,5 milyar TL’ye ulaştı. Yurt dışı stratejimizde her pazarda olmak yerine güçlü olduğumuz pazarlarda derinleşmeyi ve verimliliği artırmayı önceliklendiriyoruz. Özellikle Mısır, Fas, Kazakistan ve Irak gibi marka bilinirliğimizin çok yüksek olduğu pazarlarda yatırımlarımızı derinleştiriyoruz. Ayrıca franchise modeliyle bu yıl ağırlıklı olarak Sahra altı Afrika bölgesinde 6–7 yeni ülkeye giriş planımız var. Fiziksel olarak mağazamızın olmadığı Amerika’dan Latin Amerika’ya, Asya’dan Avustralya’ya kadar çok geniş bir coğrafyaya ise online kanallarımız ve küresel pazaryerleri üzerinden aktif olarak ulaşıyoruz.

Farklı coğrafyaların beklentilerine adaptasyon ise tamamen bir veri ve mühendislik işi. Her pazarın iklimi, beden yapısı, giyim kültürü, renk tercihleri, sezon geçişleri ve tüketici davranışı birbirinden farklı. Burada devreye kendi geliştirdiğimiz makine öğrenimi ve yapay zeka destekli forecasting, yani tahminleme sistemlerimiz giriyor. Algoritmalarımız sadece geçmiş satış verisine bakmıyor; hava durumu, mağaza lokasyonu, beden kırılımları, ürün performansı, sezon etkisi ve yerel tüketici tercihleri gibi çok sayıda değişkeni birlikte değerlendiriyor. Bu sayede hangi ülkedeki hangi mağazaya, hangi üründen ve hangi bedenden ne zaman kaç adet gönderileceğini yüzde 97’nin üzerinde bir doğrulukla tahmin edip o kültüre anında adapte olabiliyoruz.

Moda sektöründe tüketici beklentileri çok hızlı değişiyor. Veri analitiği ve müşteri davranışlarını analiz eden dijital teknolojiler, ürün planlama ve satış stratejilerinizi nasıl şekillendiriyor? Veriye dayalı karar alma süreçlerinin şirketinize sağladığı en önemli kazanımlar neler?

Günümüzde moda, sosyal medya ve dijital platformların etkisiyle çok daha hızlı değişiyor. Tüketiciler yenilenen trendleri yakından takip ediyor, bu da perakendede trendleri doğru analiz etmeyi ve hızla ürüne dönüştürmeyi zorunlu hale getiriyor.

Bu noktada organizasyonumuzun en önemli gücü hız. Tasarımdan ürün geliştirmeye, satın almadan tedarik zincirine, lojistikten mağaza operasyonlarına kadar tüm süreçlerimizi çeviklik anlayışıyla yönetiyoruz. Bu yaklaşımın en somut örneği ise “Yeni Ne Var Bu Hafta?” iş modelimiz. Müşterilerimize her hafta yeni ürünler ve kombinler sunarak DeFacto’yu sürekli yenilenen bir moda destinasyonu haline getiriyoruz.

Bu çevikliği mümkün kılan temel unsur ise veri analitiği ve yapay zeka. Yapay zeka destekli planlama, satın alma ve trend tahmin sistemlerimiz sayesinde hangi ürünün hangi pazarda ve kanalda daha fazla talep göreceğini öngörebiliyor, kararlarımızı veriye dayalı olarak şekillendiriyoruz.

Güçlü CRM altyapımız ve 21 milyon aktif üyeye sahip Gift Club sadakat programımız sayesinde müşterilerimizi tüm temas noktalarında analiz ediyor; ürün planlamasından stok yönetimine, mağaza dağılımından dijital deneyime kadar tüm süreçlerimizi bu veriler doğrultusunda yönetiyoruz. Veriye dayalı karar alma yaklaşımı, daha doğru planlama, daha etkin stok yönetimi, daha düşük fire oranı ve ürünleri pazara daha hızlı sunma konusunda önemli avantajlar sağlıyor. Sonuç olarak veri bizim için yalnızca satış performansını artıran bir araç değil, tasarımdan tedarik zincirine, mağazacılıktan dijital ticarete kadar tüm değer zincirimizi daha çevik, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetmemizi sağlayan stratejik bir rekabet avantajı haline geliyor.

Hayata geçirdiğiniz sosyal yatırım programlarının amacı nedir? Bu programlar gençlere neler katıyor?

İşverenlerce daha az tercih edilen devlet üniversitelerinden yeni mezun gençlerin, iş hayatına katılımında akranlarıyla eşit şartlara sahip olmaları, işe alım süreçlerinde üniversitelerinin bilinirliklerine göre değil kişisel yetkinlikleri ve becerileri üzerinden değerlendirilmeleri için durmadan çalışıyoruz. Bu yıl 7. dönemine başladığımız ”Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat Programı” ile katılımcılarımız 12 ay boyunca sivil toplum kuruluşlarında ilk iş deneyimlerini kazanıyor. İlk Fırsat Akademisi kapsamında aldıkları 250 saatten fazla eğitimle donanımlı bireyler olma yolunda ilerliyorlar. ”Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat Programı”ndan edindiğimiz deneyimler ve aldığımız geri bildirimler sonucunda iş hayatında gençlerin karşılaştıkları dil yetkinliği sorununa da bir çözüm modeli yaratmak istedik. 2021 yılında hayata geçirdiğimiz ”Hayırlı Sabancı Desteğiyle İngilizce Fırsatım Programı” ile gençlerin önüne çıkan İngilizce yetkinlik engellerini ortadan kaldırmayı ve istihdam edilebilirliklerini artıran desteklerle onlara daha fazla donanım kazandırmayı hedefliyoruz. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık anlayışıyla sürdürdüğümüz faaliyetlerimiz kapsamında kadının istih- damdaki yerini çok önemsiyor ve hemen her sektörde ka- dın çalışan oranının artırılması gerektiğine inanıyoruz. Bu inancımız ile hem holding faaliyetlerimiz hem de Esas Sosyal programlarımız ile kadınları her daim destekliyoruz. Bugüne kadar programlarımıza katılan gençlerin yüzde 75’inin ka- dınlardan oluşması, kadın istihdamı konusundaki duyarlılı- ğımızı gözler önüne seriyor.

Esas Sosyal olarak günden güne büyüyen bir ekosistemi- niz olduğunu biliyoruz. Ekosisteminize kimler, nasıl katkı sağlıyor?

Yarattığımız sosyal etkiyi sürdürülebilir kılmak bizim için son derece önemli. Gençlere fırsat eşitliği sağlarken, iş dünyasında da eğitimli genç işsizliği konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda çeşitli kurum ve kişilerden oluşan Esas Sosyal Ekosistemi olarak adlandırdığımız büyük bir aile kurduk. Eğitimli genç istihdamına çözüm modeli sunarken aynı zamanda eğitim, sanat, kültür, insani yardım, çevre, sürdürülebilirlik gibi pek çok farklı alanda faaliyet gösteren STK’lara da nitelikli iş gücü sağlayarak, toplumsal kalkınmaya katkıda bulunuyoruz. ”Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat Programı” ile 7 yılda toplam 40 farklı STK’ya nitelikli iş gücü sağladık. Ayrıca misyonumuza inanarak 4 yıldır bizi destekleyen, 20 sektörden 40’ın üzerinde kurumsal destekçimiz var. Kısacası STK’lar, kurumsal destekçiler, katılımcılar, mentorlar, mezunlar, İK profesyonelleri ve eğitmenlerden oluşan 3.000’den fazla kişinin yer aldığı bu aile ile farklı alanlarda iş birlikleri yaparak gençlerin gelişimine katkı sağlıyoruz. Ekosistemimiz günden güne kendi döngüsüne sahip bir fayda mekanizmasına da dönüşüyor. Örneğin ”Hayırlı Sabancı Desteğiyle İngilizce Fırsatım Programı”mıza katılan 350 gencin %31 gibi büyük bir oranı ekosistemimizden geldi. Aynı zamanda 5 kurumsal destekçimizin 46, 5 STK paydaşımızın ise 61 bursiyeri programa dahil oldu. Programlarımızdaki gençleri sürekli takip ediyor ve döngüye dahil olmalarını sağlıyoruz. Gençler, işe girdikleri kurumlarda Esas Sosyal’in misyonundan ve kendilerine kattıklarından bahsederek onları da ekosistemimize dahil ediyor.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.