“BÜYÜMEYİ RAKAMLARLA DEĞİL, YARATTIĞIMIZ DEĞERLE TANIMLIYORUZ”
Tüketici beklentilerinin hızla çeşitlendiği bir dönemde Yemeksepeti yalnızca bir online sipariş platformu olmanın ötesine geçerek Türkiye’de yeme-içme ekosisteminin dönüşümünde aktif rol oynuyor. Geniş hizmet ağıyla kullanıcı deneyimini ve iş ortaklarının sürdürülebilir büyümesini odağına alıyor. Business Türkiye okuyucuları için sorularımızı yanıtlayan Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, değişen tüketici alışkanlıklarını, büyüme stratejilerini ve sektörün geleceğine dair öngörülerini paylaşıyor.
Türkiye’de hızlı ticaretin öncüsü ve en sevilen markası olan Yemeksepeti, 2025 yılı sipariş verilerini analiz ederek Türkiye’de kullanıcıların günlere, aylara ve lezzet tercihlerine göre nasıl bir sipariş oluşturduğunu ortaya koydu. Bu analizin sonuçlarını aktarabilir misiniz?
Geçmiş yıllarda almanak adını verdiğimiz bu çalışmayı aslında uzun süredir şirket bünyesinde gerçekleştiriyoruz. Bu hem kullanıcılarımızı daha iyi tanıma hem de trendleri okuma şansını bize sunuyor.
2025 sipariş özetine gelecek olursak, sonuçlar bize şunu çok net gösterdi: Türkiye’de sipariş verme davranışı artık rastlantısal değil, güçlü bir ritme sahip. Günlere, aylara ve hatta şehirlerin kendi kültürlerine göre şekillenen bu ritim, hızlı ticaretin gündelik hayatın doğal bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor. Dönerin zirvedeki yerini koruması, lahmacun ve simit gibi lezzetlerin hem yemek hem market tarafında öne çıkması, kullanıcıların tanıdık tatlardan vazgeçmeden pratik çözümler aradığını gösteriyor. Aynı zamanda burger ve pizza gibi global lezzetlerin güçlü varlığı da bu alışkanlığın ne kadar dengeli olduğunu ortaya koyuyor.
Veriler, şehir bazında baktığımızda çok anlamlı içgörüler sunuyor. İstanbul’da mercimek çorbası, İzmir’de ayran gibi tamamlayıcı ürünlerin sepetlerde sıkça yer alması siparişin sadece ana yemekten ibaret olmadığını ve sofranın bütününe yayılan bir deneyim olduğunu gösteriyor. Yılın ilk siparişinin Adana’dan, adana kebapla gelmesi ise hem yerel lezzetlerin gücünü hem de günün ve yılın her anında sipariş verme refleksinin ne kadar yerleştiğini anlatıyor. Cumartesinin en yoğun gün, Mayıs’ın ise yılın en hareketli ayı olması haftasonları ve bahar aylarının keyif odaklı tüketimde özel bir yeri olduğunu doğruluyor. Market tarafında ise hız ve pratiklik net biçimde öne çıkıyor. Simit, maden suyu, çikolata gibi ürünler kullanıcıların küçük ama anlık ihtiyaçlarını hızlıca karşıladığını gösterirken, atıştırmalık kategorisinin liderliği bu davranışı destekliyor. Bununla birlikte veriler kullanıcıların sadece “eksik tamamlamak” için değil, haftalık ya da daha büyük sepetli, planlı market alışverişlerinde de Yemeksepeti’ni tercih ettiğini ortaya koyuyor. Bir yandan armutlu pizza ya da silikon Dubai çikolatası kalıbı gibi sıra dışı ürünlerin sepetlere girmesi kullanıcıların keşfe açık olduğunu ortaya koyuyor. Bizim için bu analiz, Yemeksepeti’nin bir sipariş platformunun ötesine geçip, alışkanlıkları okuyan, yönlendiren ve her gün kullanıcıların hayatına küçük keyif anları ekleyen bir yol arkadaşı olduğunu bir kez daha teyit ediyor.
2025, Yemeksepeti ve sektörünüz açısından nasıl bir yıldı? Kategori genişlemeleri ve teknoloji yatırımları açısından şirket olarak nasıl bir strateji izlediniz?
2025 hem Yemeksepeti hem de içinde bulunduğumuz hızlı ticaret ekosistemi için dönüşümün hızlandığı, ölçeğin derinleştiği bir yıl oldu. Kullanıcı beklentilerinin daha seçici hale geldiği, hız ve fiyat kadar deneyimin de belirleyici olduğu bir dönemden geçtik.
Bu yılı salt büyüme rakamlarıyla tanımlamak yetersiz kalır. Çünkü asıl büyüme, kullanıcılarımıza sunduğumuz değerde gerçekleşti. Kullanıcılarımıza kampanyalarımız, kuponlarımız ve sadakat programlarımızla 2024’te sunduğumuz 7,7 milyar TL ekonomik desteği, 2025’te neredeyse ikiye katlayarak 14,2 milyar TL gibi önemli bir seviyeye taşıdık. Bu tabloyu, kullanıcıların hayatına daha fazla temas edebildiğimiz ve onlara günlük akışlarında gerçek bir keyif alanı yaratabildiğimiz bir yılın en somut kanıtı olarak görüyoruz.
Kategori genişlemelerinde odağımız “ihtiyaç anını doğru okumak” oldu. Yemeksepeti platformunda yerel esnafı daha görünür kılarken, market, hızlı tüketim ve tamamlayıcı kategorilerde kapsama alanımızı büyüttük. Stratejimiz, çok sayıda yeni alan açmaktan ziyade bulunduğumuz kategorilerde deneyimi derinleştirmek. Kullanıcıların tek bir uygulama içinde, zahmetsizce ve akıştan kopmadan ihtiyaçlarını karşılayabilmesi bizim için kritik bir öncelik. Bu yaklaşım, platformu günlük hayatın doğal bir parçası haline getirirken, her siparişi küçük ama anlamlı bir keyif molasına dönüştürdü. Yemekten markete yeni dikeylere uzanan yapımızla Y-Market tarafında bugün yaklaşık 6 bin ürün çeşidini kullanıcılarımızla buluşturuyoruz. Teknoloji tarafında ise 2025’i net biçimde “altyapı ve yapay zeka yılı” olarak tanımlayabilirim. Kişiselleştirme, talep tahmini, lojistik optimizasyonu ve kampanya kurgularında yapay zekayı işin merkezine aldık. Delivery Hero’nun global teknoloji gücünü, Türkiye’deki yerel içgörüyle birleştirerek daha hızlı, tutarlı ve akıllı bir deneyim sunduk. Teknolojiyi bir vitrin ögesi olarak değil, ekosistemin tamamı için süreci sadeleştiren, akışı hızlandıran ve sonunda herkesin keyfinin yerine gelmesini sağlayan bir çözüm aracı olarak konumlandırdık.
Devraldığınız yeni görevinizle birlikte Yemeksepeti ailesine liderlik ediyorsunuz… Öncelikle bu görevde şirketi devraldığınız süreci ve gelişmeleri sizden dinleyebilir miyiz? Konu hakkında değerlendirmeleriniz neler?
Böyle köklü, 25 yıllık bir geçmişi olan ve bugün 30 milyonu aşkın kullanıcının günlük hayatına dokunan bir yapının liderliğini üstlenmek büyük bir sorumluluk. İlk günden itibaren odağım, bu güçlü mirası doğru anlamak, ekiplerin ritmini yakalamak ve zaten iyi çalışan yapıyı daha da ileriye taşıyacak alanları netleştirmek oldu. Bu süreci sağlam adımlarla, ekiple yakın temas içinde, sahayı ve veriyi merkeze alarak yönettik.
Şunu çok net söyleyebilirim: Yemeksepeti, son derece sağlam temeller üzerine kurulu bir organizasyon. Güçlü bir ekip, oturmuş bir kültür ve kullanıcıyı merkeze alan bir refleks var. Benim için asıl mesele, bu yapıyı bozmadan değişen kullanıcı beklentileri, rekabet koşulları ve teknolojiyle uyumlu şekilde geleceğe hazırlamak. Özellikle ekip içinde gördüğüm sahiplenme duygusu ve “daha iyisini yapabiliriz” motivasyonu bu yolculuğa dair güvenimi pekiştirdi.
Bugün geldiğimiz noktada, şirketi devralmaktan ziyade bayrağı devraldığımı düşünüyorum. Hedefim, Yemeksepeti’ni sadece operasyonel olarak değil, duygusal bağ açısından da daha güçlü bir yere taşımak. Kullanıcılar için hayatı kolaylaştıran, iş ortakları için sürdürülebilir değer yaratan ve ekiplerimiz için gurur duyulan bir yapı inşa etmeye devam etmek istiyoruz.
Avrupa, Orta Doğu, Afrika (EMEA), Amerika ve Asya-Pasifik (APAC) bölgelerinde stratejik liderlik rolleri üstlenen bir yönetici olarak globalde ve ülkemizde görev almanın farklılıkları neler? Bu deneyimler liderlik anlayışınıza nasıl yansıyor?
Farklı coğrafyalarda görev almak bana şunu çok net öğretti: İş modelleri globalleşiyor ama insan davranışı her pazarda kendine özgü bir ritme sahip. EMEA, Amerika ve APAC’te çalışırken regülasyonlardan tüketici beklentilerine, ekip dinamiklerinden karar alma hızına kadar pek çok unsurun ülkelere göre ciddi biçimde farklılaştığını birebir deneyimledim. Bazı pazarlarda ölçek ve hız öncelikken, bazı pazarlarda güven inşası ve yerel hassasiyetler çok daha belirleyici olabiliyor. Bu da liderlikte “tek doğru” olmadığını, bağlama göre esneyebilen bir yaklaşımın şart olduğunu gösteriyor. Türkiye’de liderlik yapmanın en ayırt edici tarafı ise yüksek tempo ve güçlü duygusal bağlar. Kullanıcılar da ekipler de markayla çok daha yakın ve sahiplenen bir ilişki kuruyor. Bu durum doğru yönetildiğinde inanılmaz bir enerji ve yaratıcılık alanı açıyor. Yemek-sepeti gibi günlük hayatın tam merkezinde yer alan bir markada bu bağ daha da derin. Bu coğrafyada liderlik, doğru stratejiyi kur-gulamak kadar o stratejinin ekipler tarafından sahiplenilmesini ve kullanıcıya samimi bir deneyim olarak yansımasını da kapsıyor. Tüm bu global deneyimler bugün liderlik anlayışımı daha sade ama daha derin bir yere taşıdı. Veriye dayalı karar alma, net öncelikler ve güçlü bir yön duygusu benim için vazgeçilmez. Aynı zamanda sezgiye, yerel içgörüye ve ekiplerin enerjisine alan açmak gerektiğine de çok inanıyorum. Yemeksepeti’nde hedefim, global ölçekte rekabet edebilen bir disiplinle Türkiye’ye özgü o tanıdık duyguyu aynı potada buluşturmak. Çünkü kalıcı başarı tam da bu dengeyi kurabildiğiniz yerde ortaya çıkıyor.
Değerli okuyucumuz,
Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.






