“GIDA GÜVENLİĞİNDE KONTROLÜ ELE ALIYOR, SÜRECİ BAŞTAN SONA YÖNETİYORUZ”

Farklılaşmış iş modeli, kaliteli ürün çeşitliliği, uygun fiyat ve ileri hizmet anlayışı ile herkes için değer yaratmayı odağına alan ŞOK Marketler, 2026 yılında da sürdürülebilir büyüme yolculuğu doğrultusunda hem tüketicilere hem de ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam etmeyi hedefliyor. “Tarladan Sofraya Doğru Tarım” modeliyle yerli tarımı ve yerli üreticiyi destekleyen şirket, kendi bünyesinde pestisit analiz sürecini başlatarak önemli bir yatırıma imza atıyor. Business Türkiye okuyucuları için sorularımızı yanıtlarken söz konusu süreci ve Antalya’daki tedarik platformlarında kurulan pestisit analiz laboratuvarı hakkında detaylı bilgileri aktaran ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel, geçtiğimiz yıla dair değerlendirmelerinin yanı sıra kadın istihdamına yaptıkları katkılardan da söz ediyor.

Ülkemizin lider market zincirlerinden biri olarak 2025 yılı için tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz? ŞOK Marketler için geçtiğimiz yılın genel görünümü hakkında bilgileri sizden dinleyebilir miyiz?

ŞOK Marketler olarak geride bıraktığımız 2025 yılı boyunca önceliğimizi, güçlü operasyonel yapımızı ve yaygın mağaza ağımızı koruyarak müşterilerimizin bütçesine katkı sağlamayı sürdürmek olarak belirledik ve çalışmalarımızı bu hedefler doğrultusunda yürüttük.

2025 yılını mağaza, depo, operasyonlar ve insan kaynağı yatırımlarımızla iyi bir noktada tamamladık. Altyapımızı daha da güçlendirdiğimiz bu yılda verimlilik, erişilebilir fiyat politikası, gıda güvenliği ve sürdürülebilir büyüme başlıklarını odağımıza aldık. Açtığımız yeni mağazalarla birlikte bugün Türkiye’nin 81 ilinde 11 binin üzerinde lokasyonda müşterilerimize evlerine en yakın noktadan ulaşıyoruz. Yaklaşık 50 bin çalışanımızla yalnızca perakende sektöründe değil, Türkiye genelinde en fazla istihdam sağlayan şirketler arasında yer alıyoruz. 2025 yılında açtığımız mağazaların büyük çoğunluğunu yeni konseptli mağazalarımız oluşturuyor. Mağaza deneyimini zenginleştiren yeni konseptle müşteri memnuniyetini daha da yukarı taşımayı hedefliyoruz. Standart mağazalarımıza kıyasla daha büyük satış alanına ve daha geniş bir ürün portföyüne sahip olan bu mağazalarımızda kafe, yeme-içme alanları, günlük taze fırın ürünleri, hazır yemek seçenekleri gibi yenilikler sunuyoruz.

2026 yılında da hedefimiz, sürdürülebilir büyüme yolculuğumuz doğrultusunda hem hanelere hem de ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam etmek.

Yüksek enflasyonun tüketici bütçelerini zorladığı bir dönemde ŞOK’un fiyat odaklı stratejisi nasıl şekilleniyor? Özellikle 2025’in Mart ve Kasım aylarında 100 ürünün bir önceki dönemin fiyatlarıyla satışa sunulması nasıl bir etki yarattı?

ŞOK Marketler olarak müşterilerimizin bütçesine destek olmayı ve kaliteli ürünleri uygun fiyatlarla müşterilerimize ulaştırmayı temel önceliğimiz olarak görüyoruz. Fiyat erişilebilirliğini dönemsel kampanyalarla sınırlı tutmuyor, bunu kalıcı bir iş modeli olarak ele alıyoruz. “Her Gün Ucuz Fiyat” yaklaşımımızın temelinde tüketicilerin temel ihtiyaçlarına yılın her günü uygun maliyetlerle ulaşabilmesini sağlama hedefi yatıyor. 2025 yılında da bu kapsamda belirli temel ihtiyaç ürünlerinde “her gün ucuz fiyat” politikası uyguladık. Yağdan yumurtaya, peynir-zeytinden bakliyata kadar belirlediğimiz birçok üründe yıl boyunca sürekli ucuzluk sağladık. Mart ve kasım aylarında hayata geçirdiğimiz “100 Üründe Geçen Yılın Fiyatları” kampanyaları da bu yaklaşımın somut bir yansıması oldu. Temel gıda ve temizlik ürünlerini kapsayan bu kampanyalar hane bütçelerine sağladığı katkıyla tüketicilerden güçlü bir karşılık gördü. Bizim için burada en önemli unsur, kısa vadeli bir fiyat avantajından ziyade tüketicimizin güven duygusunu pekiştirmek. Müşterilerimiz ŞOK’a geldiklerinde ihtiyaçlarını uygun fiyatlarla karşılayabileceklerini biliyor. Bu güven, uzun vadeli müşteri sadakatinin temelini oluşturuyor.

ŞOK Marketler, gıda güvenliğinde öncü bir adım atarak Antalya’daki tedarik platformunda kurduğu laboratuvarla taze meyve-sebzeler için raf öncesi pestisit analiz sürecini başlattı. Bu sürecin işleyişini anlatır mısınız? Hedeflerinizin arkasındaki motivasyon ve yatırımınızın tüketici güvenine sağladığı katkılardan bahseder misiniz?

Gıda güvenliği bugün hem alışveriş aşamasında hem de sofralarda en fazla önem verilen, en çok üzerinde durulan konular arasında yer alıyor. Özellikle pestisit konusu kamuoyunda en çok tartışılan başlıklardan biri. Biz de ŞOK Marketler olarak bu konudaki toplumsal hassasiyetin ve bize düşen sorumluluğun farkında olarak bu sorumluluğumuzu bir adım ileri taşımak istedik.

Biz zaten yıllardır dış akredite laboratuvarlarda pestisit analizi yaptırıyorduk ancak sonuçların çıkması zaman alıyordu. Bu nedenle önemli bir yatırım yaparak Antalya’daki tedarik platformumuzda kendi pestisit analiz laboratuvarımızı kurduk. Böylece taze meyve ve sebzeleri raflara çıkmadan önce hızlı ve yerinde analiz edebilir hale geldik. İlk uygulamayı mutfaklarımızda çok geniş kullanım alanına sahip olan domatesle başlattık. Bu uygulamayla birlikte Türkiye’deki akredite laboratuvarlarla aynı standartlara sahip Antalya’daki laboratuvarımızda pestisit etken maddeleri 30 dakika içinde analiz ediliyor. Böylelikle Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olmayan ürünler tespit edilerek tedarik zincirine dahil edilmiyor. Bu yatırımı yaparken temel motivasyonumuz, müşterilerimize yalnızca uygun fiyatlı değil, aynı zamanda güvenle tüketebilecekleri ürünler sunmak. Gıda güvenliği alanında şeffaf, hızlı ve izlenebilir bir model oluşturarak tüketici güvenini pekiştirmeyi hedefliyoruz.

“Tarladan Sofraya Doğru Tarım” modelinizle yerli tarımı ve yerli üreticiyi destekliyorsunuz. Hayata geçirdiğiniz pestisit analiz sistemiyle de üreticiyi destekleyen ve geliştiren bir model ortaya koyuyorsunuz. Bu bağlamda sistemin avantajları neler? Tüketiciler ürünleri bu sistem içerisinde nasıl kontrol
edebiliyor?

ŞOK Marketler olarak biz zaten “Tarladan Sofraya” doğrudan tedarik modelimizle yıllardır yerli üreticileri destekliyoruz. Doğrudan çiftçiden alım yaparak hem yerli tarıma katkı sağlıyor hem de tüketicilere ekonomik ve taze ürünler sunuyoruz. Şimdi kurduğumuz bu yeni analiz modeliyle “Tarladan Sofraya Doğru Tarım” uygulamamızı bir adım daha ileri taşıdık.

Kurduğumuz sistem yalnızca bir kontrol mekanizması değil, aynı zamanda üreticiyi geliştiren bir model. Ziraat mühendislerimiz sahada üreticilere doğru ilaçlama, hasat zamanlaması ve kayıtlı üretim konularında destek veriyor. Analizlerde uygun bulunmayan ürünler için üreticilere detaylı geri bildirim sağlanıyor ve bu sayede üretim süreçleri iyileştiriliyor. Tüketici tarafında ise şeffaflık ön planda. Analizi yapılan ürünler “Pestisit Tespit Edilmedi” etiketiyle mağazalarımıza ulaşıyor. Ürünler üzerindeki QR kodlar aracılığıyla pestisit analiz sonuçları Cepte ŞOK uygulaması üzerinden anlık olarak görüntülenebiliyor. Bu sayede tüketiciler satın aldıkları ürünün hangi süreçlerden geçtiğini açıkça görebiliyor ve gönül rahatlığıyla ürünü satın alabiliyor. İlk olarak Antalya’daki tedarik platformunda kurulan laboratuvarla başlayan uygulamayı kısa sürede ŞOK Marketler’in tüm dağıtım merkezlerine yaymayı hedefliyoruz. Aynı zamanda ilk aşamada domates ile hayata geçirdiğimiz uygulamayı önümüzdeki dönemde diğer meyve-sebze gruplarında da yaygınlaştıracağız.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.