EŞYALAR DİLE GELİYOR NESNELERİN İNTERNETİ

Her çocuğun çok sevdiği bir oyuncağı vardır. Bazen çocuklar bu sevdikleri oyuncakla iletişimi farklı boyutlara taşır ki, ona gerçekten var olan bir kişi gibi davranırlar. Bazı ebeveynler çocuklarının bu hayâli arkadaşından rahatsız olur, hatta sağlığı için endişe ederler. Çocukken sadece oyuncaklarımızla değil, aynı zamanda etrafımızdaki eşyalarla da farklı bir iletişim kurardık. Eşyaların içinde neler olduğunu merak eder, herhangi bir aleti söker, içine bakar, anlamaya çalışır ve yeniden bir araya getirmeye çalışırdık. Büyüklerin de, aynı çocuklar gibi kıymet verdiği bazı eşyaları olur. Bu eşyaların manevi değeri vardır.

Okan Tanşu “Digicrimination” adlı kitabında dijital devrim ile geçmişten bugüne eşyalarla kurmuş olduğumuz ilişkinin de başkalaşım gösterdiğini dile getiriyor. Tarihte ilk kez nesneler birbirleriyle iletişim kurmaya başladılar. Özellikle akıllı telefonlar hayatımıza girdikten sonra, artık nesneler işlevlerini artırmış oldular.

1992’de birbirine bağlı nesneler bir milyon iken, bu sayının 2020’de elli milyar olması öngörülüyor. (Tanşu, 2017) Artık önüne “akıllı” takısı eklenmiş olan pek çok eşya veya cihaz birbiriyle iletişim hâlinde. Örneğin akıllı buzdolapları… Bu özelliğe sahip bir buzdolabının taşıdığı yazılım sayesinde, dolabınızda ne gibi ürünlerin tükenmiş olduğunun bilgisini alabiliyorsunuz ve hatta bu yazılım, bir markete gitmeden biten ürünler için sipariş verebiliyor. Her ne kadar bu eşyalar henüz aktif olarak hayatımıza girmemiş olsa da, kullanılabilir bir teknoloji olarak artık hazırlar.

Günümüzde artık akıllı eşyaların yanı sıra akıllı kentler döneminden bahsediyoruz. Kentlerin, belli nesnelerin birbiriyle iletişim kurabildiği bir yapıda düzenlenebileceği günler kapımızda. Örneğin yürüdüğünüz cadde üzerinde yer alan reklam panoları, söz konusu reklam ilgilendiğimiz bir alan ise, önünden geçerken akıllı telefonumuza mesaj gönderecek.

Yaşadığınız kentte sokaklara yerleştirilen trafik ışıkları, araçlardan aldıkları sinyallere göre yanıp sönecek. Bunun örneğini artık Hamburg kentinde görmemiz mümkündür.

Nesnelerin internetinin en çok değişim yarattığı ve yaratmaya devam edeceği sektörlerden biri sağlık sektörüdür. Sağlık performansını takip eden mobil uygulamalar, akıllı bileklikler ve birbirine bağlı kişisel nesneler, gelecekte yeni sağlık modellerini ortaya çıkaracak. Nesnelerin interneti sayesinde denizlerde, tarlalarda ve şehirlerde kirlilik seviyeleri ve topraktaki nem analiz edilebilecek. Bu sayede çevre kirliliği konusunda önlem alınabilecek. Nesnelerin interneti, akıllı tarım dönemi başlatacak. Bu nesneler, ağa bağlı olan cihazlarımızın “bulut”a yani internet ortamında depolanan verilerin olduğu bir platforma gönderdikleri veriler aracılığıyla sinyal alarak iletişime geçiyor. Kullanıcılardan gelen bu veriler, diyelim ki kent içindeki belli noktalarda ulaşım eğilimlerini tespit edebiliyor

. Ancak insanoğlu bu noktada şöyle bir problemle karşı karşıya kalıyor: Özel bilgilerini herkesle paylaşmak ve mahremiyetini koruyamamak. Nesnelerin iletişimi arttıkça, uzun vadede pek çok sektörde insan kullanımına da ihtiyaç kalmayacak.

Dr. Okan Tanşu’nun dediği gibi bunlar iyi günlerimiz! Son söz olarak şunu belirtmek isterim, insanoğlu son 20 yılda hayat tarzlarını tanımlayan ve çevreleyen teknoloji anlamında son derecede büyük bir değişime uğradı. Bir nevi teknoloji kullanım dayatmasıyla karşı karşıya kaldık. Hayatımızı bilgisayar ve akıllı telefonlardan daha fazla değiştirecek olan teknolojilerle yepyeni bir dönemin eşiğindeyiz. Yani bir başka deyişle bunlar daha iyi günlerimiz.

Yeni bir yıl, yeni bir sayı.

Uzun zamandır yeni yılı bekliyoruz… Her yıl umuduyla gelir… 2020’nin ilk sayısında umutlarınızın gerçek, mutluluklarınız sonsuz olmasını dilerim.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.