“25 YILDIR GÜVEN VEREN ÜRÜN EKOSİSTEMİ SUNUYORUZ”

25yıldır bebeveynlerinin hikayelerini keşfeden ve ihtiyaçlarına yenilikçi ürünlerle yanıt veren ebebek, köklü geçmişinin temelinde yer alan “güven” ile birlikte geleceğin rotasını çiziyor. Doğru ürünü “kalite ve güvenlik standartlarımızı eksiksiz karşılayan ve sürdürülebilir değer üreten ürün” olarak tanımlayan şirket, teknolojiyi bebeveynlerle kurduğu güven ilişkisini daha da güçlendiren stratejik bir yatırım alanı olarak ele alıyor. Business Türkiye okuyucuları için 25 yıllık başarı hikayelerini aktaran ebebek Ticaret Direktörü Müge Tekin, lojistikten dijitalleşmeye kadar gerçekleştirdikleri yatırımları ve perakendenin temel denklemi üzerinden kurdukları dengeyi anlatıyor

ebebek, Türkiye’de anne-bebek perakendeciliği konseptini inşa eden ve sektörün gelişimine yön veren bir marka. 25 yıllık kurumsal hafızaya baktığınızda, kategori yönetiminin altın kuralı sizce nasıl evrildi?

Kategori yönetiminin temel prensibi aslında hiç değişmedi. Değişen, bu prensibi hayata geçirme biçimimiz oldu. İlk günden bu yana önceliğimiz, bebeğin ve ailelerin gerçek ihtiyaçlarını doğru anlayarak güvenilir çözümler sunmak. Bugün bu anlayışı güçlü veri analitiği, yapay zeka destekli öngörü modelleri ve gelişmiş teknoloji altyapısıyla destekliyor, yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da öngörebilen bir kategori yönetimi yaklaşımı benimsiyoruz. ebebek olarak yaptığımız her işin merkezine, bebeği anlama ve anlatabilme bilimi olarak tanımladığımız “Bebekoloji” felsefesini koyuyoruz. Bebeğin gelişim yolculuğuna eşlik eden herkesi “bebeveyn” olarak görüyor ve tüm ticari kararlarımızı bebeklerin ve bebeveynlerin ihtiyacına doğru cevap vermeye yönelik bütünsel anlayışla şekillendiriyoruz. Bu yaklaşımın en önemli göstergesi ise bize duyulan güven. Örneğin, Türkiye’de bebek maması on binlerce farklı satış noktasında bulunmasına rağmen mama kategorisinde pazarın yaklaşık üçte birini temsil eden güçlü bir konuma sahibiz. Biz bu başarıyı agresif kampanyalarla değil, doğru fiyat, yüksek kalite, ürün güvenliği ve süreç disipliniyle inşa ettik.

Emzirme manifestomuz ve emzirme destek çalışmalarımızla annelerin yanında olurken, çeşitli nedenlerle mama tercih eden bebeveynlerin de güvenle alışveriş yapabilecekleri bir marka olmayı önemsiyoruz. Çünkü bizim için önemli olan bir ürünü satmak değil, her bebeğin ihtiyacına en doğru çözümü sunabilmek.

Günümüz tüketicisinin hızla değişen beklentilerini yakalamak için trendleri nasıl takip ediyorsunuz? Bu kadar büyük bir yapıda çevikliği nasıl koruyorsunuz?

Perakende, değişen ekonomik koşullar, dijitalleşme ve yeni nesil alışveriş alışkanlıklarıyla sürekli dönüşüyor. Bu nedenle önemli olan trendleri takip etmekten çok, değişimi doğru zamanda okuyabilmek.

Biz bu noktada kararlarımızı güçlü veri analitiği üzerine inşa ediyoruz. Ölçülebilir tüm pazar verilerini, tüketici davranışlarını, satış performansını ve kategori dinamiklerini analiz ve planlama ekiplerimizle birlikte düzenli olarak takip ediyoruz. Veriyi yalnızca geriye dönük performansı değerlendirmek için değil, olağan dışı hareketleri erken aşamada tespit ederek geleceğe yönelik öngörüler geliştirmek için kullanıyoruz.

Ancak verinin gerçek değeri, organizasyonun tamamını aynı hedef doğrultusunda harekete geçirebildiğinizde ortaya çıkıyor. ebebek’te bunu sağlayan en önemli yönetim mekanizmalarımızdan biri komite yapılarımız. Kategori yönetiminin liderliğinde satış operasyonundan tedarik zincirine, pazarlamadan e-ticarete kadar tüm ekipler aynı veri seti ve ortak hedefler doğrultusunda karar alıyor. Haftalık değerlendirme toplantılarımız ve disiplinli planlama süreçlerimiz sayesinde değişen pazar koşullarına hızlı uyum sağlayabiliyor, doğru ürünü doğru zamanda bebeveynlerimizle buluşturabiliyoruz.

için “doğru ürün” ne ifade ediyor? Bir ürünün rafa çıkışından ayrılışına kadar hangi kriterleri esas alıyorsunuz?

Bizim için doğru ürün yalnızca yüksek satış potansiyeline sahip bir ürün değil, bebeğin gelişimine katkı sağlayan, bebeveynin hayatını kolaylaştıran, kalite ve güvenlik standartlarımızı eksiksiz karşılayan ve sürdürülebilir değer üreten ürün. Dolayısıyla bir ürünü yalnızca satın almıyor, uçtan uca yönetiyoruz.

Bu süreç, dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmekle başlıyor. Yurt içi ve dışındaki pazar araştırmaları, sektör buluşmaları ve iş ortaklarımızdan elde ettiğimiz içgörülerle yeni ürün ve kategori fırsatlarını değerlendiriyoruz.

Potansiyel gördüğümüz ürünlerde ise kapsamlı bir değerlendirme süreci yürütüyoruz. Kalite ve ürün güvenliği, tedarik sürekliliği, operasyonel uygunluk, fiyat konumlandırması ve rekabet gücü gibi birçok kriteri birlikte ele alıyoruz. Ardından kategori yönetiminin koordinasyonunda, pazarlama, satış, tedarik zinciri ve e-ticaret ekiplerimizin yer aldığı komitelerde ürünü tüm yönleriyle değerlendiriyoruz.

Satış performansı, stok devir hızı ve operasyonel verimlilik gibi ölçülebilir göstergelerin yanı sıra, bebeveynlerimizden ve mağaza ekiplerimizden aldığımız geri bildirimleri de dikkatle takip ediyoruz. Çünkü bir ürünün başarısını yalnızca satış rakamları değil, bebeveyn deneyimi ve mağaza operasyonuna sağladığı katkı da belirliyor. Satıştan kaldırma kararlarımızı yine ilgili tüm ekiplerin ortak değerlendirmesiyle alıyor, ürün portföyümüzü sürekli geliştiriyor ve optimize ediyoruz.

Yapay zeka ve veri analitiği giderek daha belirleyici hale geliyor. Sizce teknoloji ile insan sezgisi arasında nasıl bir denge kurulmalı?

Teknolojinin bugün en büyük katkısı, karar verme süreçlerimizi hızlandırması. Yapay zeka destekli sistemler sayesinde veri süreçleri hızlanırken ekiplerimiz stratejik düşünmeye daha fazla zaman ayırabiliyor.

Ancak iyi ticaretin temelinde teknoloji kadar önemli iki unsur daha var: Merak ve ilgi. Yapay zeka size milyonlarca satırlık veriyi analiz edebilir fakat doğru soruları sormadığı sürece o verinin gerçek potansiyelini ortaya çıkaramazsınız.

Biz ekiplerimizde tam da bu bakış açısını geliştirmeye çalışıyoruz. Bu ürün neden beklenenden daha yüksek performans gösterdi? Bu mağazada talep neden farklılaştı? Belirli bir satış kanalında neden hedefin üzerine çıktık ya da gerisinde kaldık? Bu soruların peşinden gitmeye başladığınızda, yapay zekanın işlediği veri gerçek anlamda ticari içgörüye dönüşüyor.

Dolayısıyla biz yapay zekayı karar veren bir mekanizma olarak değil, karar kalitesini artıran güçlü bir destek sistemi olarak görüyoruz. Veri bize neyin gerçekleştiğini gösteriyor. Neden gerçekleştiğini anlamak ve doğru aksiyona dönüştürmek ise insan deneyimi, merakı ve ticari sezgisiyle mümkün oluyor.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.