“SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİNİN YENİ KODU: DÖNGÜSEL LOJİSTİK”
Küresel tedarik zincirleri son on yılda belki de tarihin en büyük dönüşümlerinden birini yaşıyor. Sürdürülebilirlik baskısı, karbon nötr hedefler ve kaynak verimliliği şirketleri “daha fazla üretmek” yaklaşımından “daha akıllı döngüler kurmak” anlayışına taşıyor. İşte tam bu noktada döngüsel ekonomi yalnızca çevresel bir gereklilik olmaktan çıkıp yeni bir rekabet avantajı ve inovasyon zemini haline geliyor. Bu modelin kalbinde ise lojistik bulunuyor. Yani yalnızca mal akışını yöneten bir operasyon değil, ürünlerin yeniden üretilmesini, geri dönmesini, yeniden değer kazanmasını sağlayan stratejik bir sistem.
KLASİK DOĞRUSALDAN DÖNGÜSEL EKONOMİYE LOJİSTİK
Klasik doğrusal ekonomi, “al, üret, tüket, at” döngüsü üzerine kurulu. Ancak bu yaklaşım hem sınırlı kaynaklara hem de artan atık hacmine dayanamaz hale geldi. Döngüsel ekonomi ise ürünlerin ömrünü uzatmayı, yeniden kullanmayı, geri dönüştürmeyi ve yeniden üretmeyi temel alıyor. Bu çerçevede lojistik, kullanım sonrası ürünlerin toplanması, yeniden kullanım için sınıflandırılması, depolama ve yenileme süreçlerinin yönetilmesi, geri dönüşüm akışlarının tasarlanması, nihai tüketiciden üreticiye doğru tersine akışı organize etme gibi kritik görevler üstleniyor. Lojistik “bir malın A noktasından B noktasına taşınması” tanımından çıkıyor ve döngüsel tedarik zincirinde ürünün tüm yaşam döngüsünü yönetiyor.
TERSİNE LOJİSTİK: DÖNGÜSELLİĞİN OMURGASI
Döngüsel ekonomi içinde tersine lojistik, operasyonların kritik bir ayağı olarak öne çıkıyor. Çünkü ürünlerin geri akışı verimsiz olduğunda tüm döngüsel model çöküyor. Tersine lojistik ise aşağıda yer alan süreçlerle ilgileniyor:
- İade ürünlerin toplanması
- Yeniden kullanım için kalite kontrol
- Yenileme (refurbishment) için ayrıştırma
- Tamir, yenileştirme veya geri dönüşüm merkezlerine yönlendirme
- Kullanım dışı ekipmanların çevre dostu bertarafı
Özellikle e-ticarette artan iade oranları ve AB’nin yakında zorunlu hale getireceği “onarım hakkı” politikaları, tersine lojistiği şirketler için stratejik bir yatırım alanına dönüştürüyor.
YENİDEN ÜRETİM MODELLERİ
Yeniden üretim modelleri, ürünün sıfırdan üretilmesinden çok daha düşük enerji, hammadde ve karbon maliyetiyle yenilenmesini sağlıyor. Bu modeller döngüsel ekonominin işletmeler için en yüksek katma değer yaratan alanları.
- Onarım: Ürün işlevsiz hale geldiğinde yalnızca arızalı bileşenler tamir edilir. Düşük maliyetli. Tüketici sadakati yaratır. Teknoloji ve dayanıklı tüketim sektöründe hızla yaygınlaşıyor.
- Yenileme: Ürün genel bir teknik bakımdan geçirilir ve “yenilenmiş ürün” olarak yeniden pazara sunulur. Akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar gibi.
- Yeniden Üretim: Ürün tamamen sökülür, kritik parçalar yeniden üretilir ve ürün “yeni ayarında” piyasaya sürülür. Bu model özellikle otomotiv, havacılık, endüstriyel ekipman, sağlık cihazları gibi sektörlerde yüksek değer yaratır.
- Parça Kurtarma: Ürünün ömrü bitse bile içindeki kullanılabilir parçalar ayrıştırılıp başka ürünlerde değerlendirilir.
- Geri Dönüşüm: En son aşamada ürün hammaddeye dönüştürülerek yeni bir döngünün parçası haline gelir.
Tüm bu modeller sayesinde şirketler üretim maliyetlerini yüzde 30-60 azaltabiliyor, karbon emisyonlarını önemli ölçüde düşürebiliyor ve yeni iş modelleri (abonelik, ürün-hizmet sistemi) geliştirebiliyor.
Değerli okuyucumuz,
Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.






