“BAŞARILI LİDERLİK BUGÜNÜ YÖNETMEK, SÜRDÜRÜLEBİLİR LİDERLİK İSE YARINI İNŞA ETMEKTİR”

Ülkemiz moda sektörünün öncü markalarından Orka Holding, zamansız tasarımları, kalite anlayışı ve küresel vizyonuyla geleceğini geçmişinden aldığı güçle şekillendiriyor. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle sürdürülebilirliği iş stratejisinin merkezine yerleştiren holding, “Dijitalleşirken doğaya sadık kalmak” yaklaşımıyla teknolojiyi doğanın üzerindeki yükü azaltan bir dönüşüm aracı olarak görüyor. Türk modasının kalite, üretim ve tasarım gücünü uluslararası arenada temsil etmeyi en önemli misyonları arasında gördüklerini belirten Orka Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Pazarlama Grup Başkanı Büşra Orakçıoğlu Biberoğlu, küresel pazarda lüks segmentte “derinleşerek akıllı büyüme” modelini benimsediklerini ifade ediyor. Yeni nesil perakendeyi dijital teknolojiler ile fiziksel mağazacılığın kesintisiz müşteri deneyiminde buluştuğu bir yapı olarak tanımlayan Biberoğlu, Orka Holding’in omni-channel stratejileriyle bu dönüşüme yön verdiğini vurguluyor. Business Türkiye’ye açıklamalarda bulunan Biberoğlu; küresel ekonomik konjonktürde yurt dışı büyüme stratejilerini, perakendede yapay zeka uygulamalarını, Orka Holding’in genç ve dinamik markası ADV’nin vizyonunu, FIFA Dünya Kupası için hazırlanan “Milli Hatıra” koleksiyonunu ve spor sponsorluklarına ilişkin çalışmalarını paylaşıyor.

Orka Holding gibi erkek modasına yön veren yapıda başarılı ve genç bir kadın lider olarak yönetim koltuğundasınız. Hem jenerasyonel hem de sektörel olarak bu dinamik yapıyı nasıl yönetiyorsunuz?

Orka Holding gibi yarım asra doğru emin adımlarla ilerleyen, lüks erkek modasında köklü mirasıyla küresel ölçekte trend belirleyen bir kuruluşta genç bir kadın lider olarak yer almak hem büyük gurur vesilesi hem de çok katmanlı bir sorumluluk. Erkek modası, doğası gereği uzun yıllar boyunca geleneksel kodlarla, keskin kalıplarla ve nispeten sınırlı bir tasarım anlayışı ile yönetildi. Ancak günümüz dünyasında ne tüketici aynı tüketici ne de pazar aynı pazar. Bugün hem jenerasyonel bir geçişin tam merkezindeyiz hem de moda perakendesinin en büyük dijital ve ekolojik dönüşümüne şahitlik ediyoruz. Bu dinamik yapıyı yönetirken en büyük gücüm, holdingimizin köklü geçmişinden gelen kusursuz terzilik ve üstün kalite mirasını yeni neslin hız, esneklik ve sürdürülebilirlik beklentileriyle hibrit bir potada eritebilmek. Jenerasyonel farklılıkları zaten bir çatışma unsuru değil, bir zenginlik olarak görüyorum. Yönetimimizde de kuşaklararası bir ekosistemimiz var. Benim liderlik felsefem, kuşaklar arasında köprü vazifesi gören ve veriye dayalı özgürlüğü teşvik eden bir duruş. Başarılı liderlik bugünü yönetmek, sürdürülebilir liderlik ise yarını inşa etmektir. Erkek modasını yönetirken bir kadın gözüne, estetiğine ve detaycılığına sahip olmak ise bana önemli bir operasyonel avantaj sağlıyor.

Küresel arenada Türk modasını temsil eden en güçlü aktörlerden birisiniz. Mevcut küresel ekonomik konjonktürde yurt dışı büyüme stratejinizde hangi ana unsurlar ve pazarlar odağınızda? Yakın zamanda yeni kıtalar veya stratejik iş birlikleri gerçekleştirmeyi planlıyor musunuz?

Bugün Damat, Tween ve D’S damat markalarımızla sadece Türkiye’de değil dünyanın 85 ülkesinde, yüzlerce satış noktasında İtalyan moda markaları başta olmak üzere dünyanın dev moda devleriyle rekabet eden küresel bir gücüz. Türk modasının kalite, üretim ve tasarım gücünü küresel arenada temsil etmek grubumuzun en temel misyonu. Söz konusu ülkemiz olunca, bu bizi her zamankinden çok daha stratejik ve seçici olmaya zorluyor. Bu nedenle sürdürülebilir büyüme anlayışımızda stratejik partnerlikler ayrı bir öneme sahip. Küresel pazarda lüks segmentte, agresif ama kontrolsüz değil, aksine “derinleşerek akıllı büyüme’ modelini benimsiyoruz. Modanın kalbi İtalya, bizim en iddialı olduğumuz pazarlardan biri. Erkek giyimin ana vatanında Damat Tween ve D’S damat markalarımızla edindiğimiz yer, Türk modasının köklü kalite mirasının en somut kanıtı. Avrupa’da emin adımlarla özellikle sürdürülebilirlik ve ekolüks segmentindeki gücümüzü artırarak büyüyoruz. İtalya, İspanya ve Almanya gibi pazarlarda mağaza ağımızı genişletirken, buralardaki en prestijli departmanlı mağazalarda yer almayı sürdürüyoruz.

Lükse olan talebin her geçen gün yükseldiği Körfez başta olmak üzere Orta Doğu coğrafyasında da geniş metrekareli amiral gemisi mağazalarımızla yükselen bir grafik sergiliyoruz. Radarımızda geçen yıl Atlanta’daki Damat Tween mağazamızla giriş yaptığımız ABD başta olmak üzere kıta Amerikası var. Paraguay’ın başkenti Asuncion’daki Damat Tween mağazamız açılıştan itibaren yoğun ilgi görmeye devam ediyor.

Gerek mağazalarımızla gerekse dijital pazaryerleri, e-ihracat kaslarımızla ve köklü yerel gruplarla iş birliği halinde pazar konumumuzu güçlendiriyoruz. Küresel büyümede doğru partner seçiminin o pazarın kültürünü ve tüketici kodlarını çözmek için en kritik anahtar olarak görüyoruz.

Holding’de hem yönetim kurulu üyesi hem de pazarlama grup başkanı olarak çift taraflı bir sorumluluğunuz var. Yönetim kurulunun finansal, operasyonel ve makrostratejik beklentileri ile pazarlama dünyasının yaratıcı, hızlı ve tüketici odaklı dinamizmini kendi liderliğinizde nasıl dengeliyorsunuz?

Holding bünyesinde hem yönetim kurulu üyesi hem de pazarlama grup başkanı (CMO) olarak görev yapmak, madalyonun her iki yüzüne de aynı anda bakmayı gerektiriyor. Bir yanda finansal sürdürülebilirlik açısından rakamlar, rasyonel gerçekler diğer yanda tüketici psikolojisi, duygu tasarımı, risk almayı ve sürekli denemeyi seven, doğası gereği harcamayı seven pazarlama… Bu iki farklı dünyayı dengede tutmak, modern bir liderin çözmesi gereken en heyecan verici denklemlerden biri. Ben bu dengeyi “rasyonel yaratıcılık” felsefesiyle sağlıyorum.

Bu bakış açısıyla pazarlama bizim için bir gider değil, yatırım merkezi. Pazarlama verilerini markalarımızın finansal değerini artıran ve doğrudan satışa dönen birer yatırım aracı olarak kanıtlarla sunuyor, holdingin uzun vadeli ciro ve kârlılık hedeflerini nasıl doğrudan etkilediğini simülasyonlarla gösteriyorum. Pazarlamanın anlık refleks göstermesi gereken durumlar için esnek bütçe havuzları oluşturuyoruz. Böylece hem yönetim kurulunun bütçe disiplinine sadık kalıyoruz hem de pazarlamanın trendleri yakalama hızını kesmiyoruz. Sonuç olarak, vizyoner yapımız için finansın aklı ile pazarlamanın kalbini birleştiriyoruz.

Geçtiğimiz yıllarda döngüsel modanın en somut adımlarından biri olarak döngüsel dönüşüm hareketi Nivogo ile iş birliği gerçekleştirdiniz ve satışa çıkamayan binlerce ürünü yenileyerek yeniden ekonomiye kazandırıyorsunuz. Bu hamle Orka Holding’in “sıfır atık” prensibine finansal ve çevresel olarak nasıl bir katma değer sağladı? Bu iş birliği hedeflerinize ulaşmada nasıl bir akış yaratıyor?

Sürdürülebilirlik kavramı iş yapış şeklimizin tam merkezinde ve DNA’mıza entegre durumda. Dünyada her yıl milyonlarca ton tekstil ürünü, üretim fazlası, ufak kusurlar, lojistik hasarlar, müşteri iadeleri gibi sebeplerle hiç satışa çıkamadan atık haline geliyor. Bu hem gezegenimiz için bir çevre sorunu hem de ekonomiler için ciddi boyutlarda bir kaynak israfı demek. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin döngüsel dönüşüm öncüsü Nivogo ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği Orka Holding’in “sıfır atık” ve döngüsel moda vizyonunun en somut, en gurur verici adımlarından biri. Bu projeyle, çeşitli nedenlerle geleneksel satış kanallarımızda yer bulamayan, askıda kalan veya hasar gören binlerce Orka Holding ürününü Nivogo’nun teknolojik yenileme merkezlerine yönlendirdik. Bu sayede sıfır atık hedefimize giden yolda su tüketimi ve karbon emisyonunu minimize ettik. Atıl stoklar yenilenerek döngüsel ekonomiye kazandırıldı. Tersine lojistik ile ürünler onarılarak döngüsel ekonomi pazaryerlerinde yeniden satışa sunuldu. Bu iş birliğiyle çevre dostu ve kârlı bir iş modeline dönüşme örneği sergilediğimize inanıyoruz.

Markalarınızda, tekstil atık yönetiminde devrimsel bir adım olan zeytin çekirdeğinden üretilen biyoplastik mühürleri kullanmaya başladınız. Sürdürülebilirlikte mikro detayların makro etkiler yarattığına inanan bir yönetici olarak bu hamleyle tekstildeki mikroplastik kirliliğine karşı nasıl bir ekosistem bariyeri oluşturuyorsunuz? Tüketicinin algılamakta zorlanabileceği bu tarz görünmez yeşil inovasyonları, greenwashing tuzağına düşmeden rakipleriniz karşısında nasıl premium bir pazarlama kaldıracına ve marka sadakatine dönüştürüyorsunuz?

Moda endüstrisinde sürdürülebilirlik denince pek çok kişinin aklına ilk olarak organik pamuk, geri dönüştürülmüş kumaşlar veya büyük üretim tesislerindeki enerji tasarrufları geliyor. Elbette bunlar hayati önem taşıyor. Ancak madalyonun bir de görünmeyen, küçük ama biriktiğinde devasa kirliliğe yol açan detayları var: Etiketler, mühürler, düğmeler, fermuarlar, askılar…

Biz markalarımızda sektördeki plastik kirliliğine karşı inovatif bir bariyer oluşturduk: Zeytin çekirdeği atıklarından üretilen biyoplastik mühürler. Giysilerin üzerindeki o küçücük marka mühürleri ve fiyat etiketi ipleri genellikle doğada yüzyıllarca yok olmayan mikro-plastiklerden üretilir. Biz, zeytinyağı üretiminden kalan ve tamamen atık niteliğinde olan zeytin çekirdeklerini biyoteknoloji yardımıyla yüksek performanslı biyoplastik mühürlere dönüştürdük. Bu hamleyle her yıl milyonlarca adet üretilen mühürlerimizde petrol türevli plastik kullanımını sıfırlayarak doğaya tamamen karışabilen, biyobozunur bir ekosistem bariyeri kurduk. Tabi bununla da kalmıyoruz. “Mikro detaylar, makro etkiler yaratır” ilkesiyle “çevreciyiz” deyip geçmiyor ve tüketicilerimize kanıt sunuyoruz. Örneğin, zeytin çekirdeği mühürlerimizin arkasındaki laboratuvar raporlarını, Ar-Ge süreçlerini, karbon tasarrufu oranlarını uluslararası sertifikalarla birlikte web sitemizde ve sürdürülebilirlik raporlarımızda açıkça paylaşıyoruz. Mağazalarımızdaki satış danışmanlarımızı bu konuda özel eğitimlerden geçiriyoruz.

Müşterilerimiz bir takım elbise veya ceket satın aldığında, danışmanlarımız mühürlerimizin Akdeniz’in zeytin atıklarından üretildiğini ve doğada hiçbir iz bırakmadığını kendileriyle paylaşıyor. Müşterilerimiz de o an sadece bir kıyafet değil, bir felsefe, bir teknoloji ve bir vizyon satın aldığını hissediyor. Sürdürülebilirliği, estetikten ödün vermek olarak görmüyoruz. Aksine, zeytin çekirdeği mühürlerimizin dokusu, rengi ve tasarımı, geleneksel plastiklerden çok daha şık, mat ve premium bir hissiyata sahip. Böylece yeşil inovasyonu, lüksün ve kalitenin yeni bir göstergesi haline getirerek rekabette fark yaratıyor ve bilinçli tüketici nezdinde çok güçlü bir marka sadakati yaratıyoruz.

“Dijitalleşirken doğaya sadık kalmak” felsefesini önceliklendirdiğinizi biliyoruz. Dijital dönüşümün kendi karbon ayak izini yaratmasını engellemek ve dijitalleşmeyi çevre dostu bir kaldıraç olarak kullanmak için nasıl bir denge kuruyorsunuz?

“Dijitalleşirken doğaya sadık kalmak” felsefesi, Orka Holding’in geleceğini inşa ederken kullandığımız en hassas pusula… Dijitalleşmenin neden olduğu devasa enerji tüketimi paradoksunu yönetmek için çok net bir denge formülü uyguluyoruz: Yeşil dijitalleşme (Green IT) ve süreç optimizasyonu. Dijitalleşmeyi sadece teknoloji kullanmak için değil, doğanın üzerindeki yükü hafifletecek bir kaldıraç olarak konumlandırıyoruz.

Örneğin 3D dijital tasarım ve numune üretiminin sıfırlanması. Eskiden bir koleksiyon hazırlanırken, tasarımların fiziksel numuneleri dikilir, dünyanın dört bir yanından kumaşlar gelir, revizyonlar yapılır ve tonlarca kumaş atığı oluşurdu. Şimdi ise tasarım süreçlerimizin çok büyük bir kısmını 3D dijital tasarım programlarına taşıdık. Kumaşın dökümünü, rengini, dikiş detaylarını dijital ekranlarda, sıfır hata ve sıfır kumaş israfıyla simüle ediyoruz. Bu sayede fiziksel numune üretimimizi yarı yarıya azalttık. Bu, lojistikten üretime kadar her aşamada devasa bir karbon tasarrufu anlamına geliyor. Dijital altyapımızı, e-ticaret sitelerimizi ve bulut sistemlerimizi barındıran veri merkezlerini seçerken bu merkezlerin yüzde 100 yenilenebilir enerji (rüzgar, güneş) kullanmasına ve yüksek enerji verimliliği (PUE) sertifikalarına sahip olmasına dikkat ediyoruz. Yani yeşil veri merkezi kullanıyor ve dijital ayak izimizi kaynağında nötrlüyoruz. Yine yapay zeka destekli lojistik yazılımlarımız sayesinde ürünlerin depolardan mağazalara veya e-ticaret müşterilerine giden rotalarını optimize ediyoruz. En az kilometreyle, en yüksek doluluk oranıyla sevkiyat planlaması yaparak lojistik kaynaklı emisyonları minimize ediyoruz. Özetle, teknolojilerin tükettiği enerjiden çok daha fazlasını, fiziksel süreçleri optimize ederek ve israfı önleyerek doğaya geri kazandırmak hedefimiz.

Günümüzde perakende kabuk değiştirirken “yeni nesil perakende” kavramı da hayatımıza girdi. Öncelikle bu kavrama dair değerlendirmelerinizi alabilir miyiz? Şirket olarak bu doğrultuda yeni nesil perakendenin dinamiklerini nasıl yönetiyorsunuz?

Yeni nesil perakende, dijital teknolojilerin fiziksel alışverişle tamamen kaynaştığı ve ticaretin tüketici odaklı, kesintisiz deneyime dönüştüğü dinamik bir süreç. Biz Orka Holding olarak yeni nesil perakendenin dinamiklerini geleneksel mağazacılığı dijital çağa entegre eden omni-channel (çoklu kanal) stratejileriyle yönetiyoruz. Müşteri deneyimini yeniden tanımlama vizyonumuz doğrultusunda, mağazalarımızda akıllı aynalar ve dijital kabin teknolojilerini kullanarak tüketicilere kabinden çıkmadan farklı renk, beden ve kombin seçeneklerini inceleme özgürlüğü sunuyoruz. Metrekare sınırlarını ortadan kaldıran “Sonsuz Raf” konseptimiz sayesinde mağazada bulunmayan bir ürünü tablet üzerinden merkezi stoklardan anında satıp kuryeyle müşterinin adresine ulaştırarak perakende lugatımızdan “stokta yok” kavramını siliyoruz.

Müşterilerimizin zamanına değer veren mobil ödeme sistemlerimizle kasa sırası bekleme zorunluluğunu ortadan kaldırıp onlara premium bir alışveriş konforu yaşatırken, gelecek hedeflerimiz kapsamında artırılmış gerçeklik (AR) teknolojilerini interaktif vitrinlerimize entegre ederek caddeden geçen tüketicilere ürünlerin teknik detaylarını ve sürdürülebilirlik hikayelerini anında aktarmayı amaçlıyoruz.

Yapay zeka modada tasarım aşamasından lojistiğe kadar her noktada kartları yeniden dağıtırken, Orka Holding’in dijitalleşme odağında stratejileri ve çalışmaları neler?

Yapay zekayı, operasyonel mükemmelliğimizin ve dijitalleşme stratejimizin merkezinde konumlandırdık. Tasarım aşamasında trend analizleri ve tüketici eğilimlerini yapay zeka algoritmalarıyla doğru tahmin ederek koleksiyon optimizasyonu sağlıyor, talep tahminleme ve akıllı stok yönetimi sistemlerimiz sayesinde üretim ile lojistik süreçlerindeki karbon ayak izimizi ve israfı minimuma indiriyoruz. Müşteri ilişkileri yönetiminde (CRM) yapay zeka tabanlı veri analitiğini kullanarak her bir tüketicimize tamamen kişiselleştirilmiş alışveriş rotaları, ürün önerileri ve dinamik kampanyalar sunuyoruz. Dijitalleşme odağındaki çalışmalarımızla büyük veriyi anlamlı içgörülere dönüştürerek hem tedarik zincirimizi kusursuz hız ve verimliliğe ulaştırıyor hem de perakende yönetiminde geleceğin proaktif ve akıllı eko-sistemini bugünden inşa ediyoruz.

ADV koleksiyonlarınızda hibrit yaşam tarzını destekleyen, buruşmayan, leke tutmayan, ultra hafif ve esnek kumaş teknolojilerine ağırlık verdiğinizi görüyoruz. ADV’yi sadece şık bir giyim markası olmaktan çıkarıp, erkeğin günlük yaşam konforunu optimize eden bir fonksiyonel yaşam partneri haline getirme stratejinizden bahseder misiniz?

Günümüz erkeğinin hızla değişen dinamik ve hibrit yaşam tarzı, gardıroplardan beklentiyi sadece şıklığın ötesine taşıyarak yüksek performans ve konfor arayışına dönüştürdü. Biz de ADV markamızla tam olarak bu beklentiyi karşılayan fonksiyonel bir devrim gerçekleştiriyoruz. ADV’yi sadece şık bir giyim markası olarak değil, modern erkeğin gün boyu hareket özgürlüğünü ve yaşam konforunu optimize eden bir “fonksiyonel yaşam partneri” haline getirme stratejimizin temelinde inovatif Ar-Ge ve yüksek teknoloji yatıyor. Koleksiyonlarımızda ağırlık verdiğimiz buruşmayan, leke tutmayan, ultra hafif, nefes alabilen ve esnek kumaş teknolojileri sayesinde sabah yoğun iş toplantısından çıkan bir erkeğin günün devamında seyahat ederken veya akşam sosyal aktiviteye katılırken aynı kusursuz görünümü ve rahatlığı korumasını sağlıyoruz. Şıklığı zahmetsizlik ile tasarımı ise teknolojik mühendislikle birleştirerek giyimi bir zorunluluktan çıkarıp hayatı kolaylaştıran, performansı artıran ve her ana adapte olabilen akıllı bir yaşam deneyimine dönüştürüyoruz.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.