“GELECEĞİN İKLİMLENDİRME EKOSİSTEMİNİ MÜHENDİSLİK GÜCÜMÜZLE KURUYORUZ”

Daha İyisi İçin Değişim” felsefesiyle 100 yılı aşkın köklü mühendislik mirasını günümüz vizyonuyla birleştiren Mitasubishi Elektric yüksek teknoloji ile kullanıcı faydasını bir araya getiren güçlü vizyonu ve öncü yaklaşımıyla sektöründe öne çıkıyor. Doğru kapasite seçiminden akıllı dijital kontrol sistemlerine, ısı pompalarından yeni nesil soğutucu akışkanlara kadar uçtan uca sürdürülebilir bir ekosistem inşa eden şirket, iklimlendirmeyi ürünün yaşam döngüsü boyunca devam eden bütünsel bir deneyim olarak tanımlıyor. Business Türkiye okuyucuları için sorularımızı yanıtlayan ve iklimlendirmedeki paradigma değişimini değerlendiren Mitsubishi Electric Türkiye Klima Sistemleri Ürün ve Pazarlama Birim Müdürü Dr. Murat Hoşgör, ısı pompalarının stratejik rolünü, 2027 öngörülerini ve yeni nesil iklim çözümlerini detaylarıyla aktarıyor.

Müşteri deneyimi bağlamında geliştirdiğiniz hizmetleri ve stratejinizin detaylarını sizden dinleyebilir miyiz?

İklimlendirme sektöründe müşteri deneyiminin kapsamı son yıllarda önemli ölçüde genişledi. Geçmişte tüketicinin temel beklentisi, ortamı istenen sıcaklığa getiren güvenilir bir cihazken bugün enerji verimliliği, sessiz çalışma, hava kalitesi, akıllı kontrol, kullanım kolaylığı ve uzun ürün ömrü gibi pek çok kriter bir arada değerlendiriliyor. Üstelik deneyim, ürünün kullanıldığı dönemle sınırlı kalmıyor. Doğru ürünün seçilmesinden projelendirme ve kuruluma, satış sonrası hizmetlerden bakım süreçlerine kadar uzanan bütünsel bir yapı söz konusu. Mitsubishi Electric olarak bu dönüşümü mühendislik gücümüz ile kullanıcı ihtiyaçlarını aynı noktada buluşturan bir yaklaşımla ele alıyoruz. “Mükemmellik Dengesi” yaklaşımımızın temelinde bu anlayış bulunuyor. Bizim için yüksek teknolojili bir ürün geliştirmek kadar bu teknolojinin kullanıcıya gerçek fayda sağlaması ve ürünün yaşam döngüsü boyunca bu faydanın sürdürülebilmesi önemli.
Ayrıca, doğru kapasite seçimi ve doğru uygulama da müşteri deneyiminin ayrılmaz bir parçası. Gereğinden büyük ya da küçük kapasitede seçilen bir sistem hem enerji tüketimini hem de kullanıcı deneyimini olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle ürün teknolojisini güçlü mühendislik, doğru projelendirme ve satış sonrası hizmetlerle birlikte değerlendiriyoruz. Dijitalleşme de bu yaklaşımı ileri taşıyor. Uzaktan kontrol, gerçek zamanlı izleme ve akıllı enerji yönetimi gibi teknolojiler sayesinde kullanıcıların sistemleri üzerindeki kontrolü artarken, sistem performansının daha etkin biçimde yönetilmesi mümkün hale geliyor. Böylece müşteri deneyimini ürünün seçiminden kullanım ömrünün sonuna kadar devam eden uzun soluklu bir ilişki olarak görüyoruz.

Mitsubishi Electric Klima Sistemleri olarak ürün ve çözüm stratejinizi bugün hangi öncelikler şekillendiriyor?

Bugün iklimlendirme sektörünü yalnızca sıcaklık kontrolü üzerinden değerlendirmek doğru değil. İklim değişikliğinin etkileri, artan enerji ihtiyacı, enerji maliyetleri ve karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik hedefler sektörün teknoloji gündemini yeniden şekillendiriyor. Buna kullanıcı tarafındaki değişim de eşlik ediyor. Tüketiciler artık tek bir cihazdan daha fazla verimlilik, kontrol ve dört mevsim kullanılabilen çözümler bekliyor. Biz de ürün ve çözüm stratejimizi bu dönüşümü dikkate alarak şekillendiriyoruz. Enerji verimliliği de bu yaklaşımın temel unsurlarından biri. Inverter teknolojileri, sistemlerin sürekli tam kapasitede çalışması yerine mevcut ihtiyaca göre performansını ayarlamasına olanak sağlıyor. Böylece değişken yük koşullarına daha etkin yanıt verilebiliyor. Bunun yanında ısı pompaları, VRF sistemleri, chiller çözümleri, klima santralleri, havalandırma ve sistem kontrol teknolojileriyle farklı yapı ve kullanım senaryolarının ihtiyaçlarına bütünsel biçimde yanıt vermeye odaklanıyoruz.

Bir diğer önemli başlık ise dijitalleşme. IoT, gelişmiş kontrol sistemleri ve SCADA teknolojileri iklimlendirme sistemlerinin performansının izlenmesini, enerji tüketiminin analiz edilmesini ve bakım süreçlerinin daha etkin planlanmasını mümkün kılıyor. Dolayısıyla ürün stratejisinde yalnızca cihazın kendi performansına değil, içinde bulunduğu sistemle nasıl iletişim kurduğuna ve bina genelindeki enerji yönetimine nasıl katkı sağladığına bakmak gerekiyor. Önümüzdeki dönemde rekabetin giderek cihaz özelliklerinden sistem performansına, enerji yönetimine ve kullanıcı deneyimine doğru kayacağını düşünüyoruz.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.