“HEDEFİMİZ, YAPAY ZEKA İLE SEKTÖRLERE YÖN VEREN ŞİRKETLER OLUŞTURMAK”
Yapay zekanın yarattığı etkiyi ölçülebilir iş değeri, kurumsal güven ve küresel rekabet gücüyle tanımlayan Microsoft Türkiye; bireysel kullanım senaryolarından kurumsal ölçekteki eylemsel yapay zeka dönüşümüne kadar uzanan dinamik bir vizyona sahip. “Sormaktan yaptırmaya geçiş” olarak adlandırdığı eylemsel yapay zeka dönemini güçlü veri güvenliği mimarisiyle harmanlayan şirket, iş dünyasında insan-makine iş birliğinin kodlarını yeniden yazıyor. Business Türkiye okuyucuları için otonom ajan ekosisteminin kurumsal çalışma kültürünü nasıl dönüştürdüğüne dair bilgileri aktaran Microsoft Türkiye Kurumsal Çözümler Satış Genel Müdür Yardımcısı Cüneyt Batmaz, “Copilot Yanımda” projesinin önümüzdeki dönem kullanım senaryolarını, ülkemizdeki şirketleri küresel arenada öne çıkaracak stratejik yol haritasını ve 2027 hedeflerini bizimle paylaşıyor.
Microsoft Türkiye tarafından geliştirilen ve bir yapay zeka destekli asistan olan Copilot hakkında detaylı bilgi alabilir miyiz?
Sıradan bir yapay zeka botundan farkı ve yetenekleri neler? Öncelikle küçük bir ayrım yapmak isterim. Copilot yalnızca Microsoft Türkiye tarafından geliştirilen yerel bir ürün değil, Microsoft’un global olarak geliştirdiği yapay zeka deneyiminin ve platformunun bir parçası. Türkiye’de ise odağımız, bu teknolojinin kurumların gerçek ihtiyaçlarıyla buluşmasını ve ölçülebilir iş değeri yaratmasını sağlamak.
Copilot’u klasik bir sohbet botundan ayıran en önemli özellik, kurumsal bağlamla çalışabilmesi. Copilot, büyük dil modellerinin yeteneklerini, kullanıcının erişim yetkisi bulunan Microsoft 365 içerisindeki epostalar, belgeler, sohbetler ve Word, PowerPoint gibi günlük iş uygulamalarıyla bir araya getiriyor.
Yeni dönemde ise Copilot’un rolü yanıt üretmenin ötesine geçiyor. Yapay zeka giderek yalnızca öneride bulunan bir araç olmaktan çıkıp insanın tanımladığı hedef doğrultusunda çok adımlı işleri gerçekleştirebilen bir çalışma ortağına dönüşüyor. Microsoft olarak bunu bir anlamda “sormaktan yaptırmaya geçiş” olarak görüyoruz. İnsan ise amacı belirleyen, yapay zekayı yönlendiren, kaliteyi değerlendiren ve kararın sorumluluğunu taşıyan tarafta kalıyor.
“Copilot Yanımda” projesinin yerel pazardaki kapsayıcılığını artırmak ve farklı ölçekteki işletmelere yaymak adına nasıl bir yol haritası izliyorsunuz?
“Copilot Yanımda” çok temel bir gözlemden doğdu. Artık insanların yapay zekaya ilgisini çekmekten çok “Peki benim günlük işimde bu neyi değiştirecek?” sorusuna cevap vermemiz gerekiyor. Bu nedenle teknolojinin özelliklerini anlatmak yerine gerçek çalışma anlarından yola çıktık. Bu doğrultuda, arka arkaya toplantılara giren bir çalışanın günü toparlamasından arka planda analiz yapmaya, bir raporu sunuma dönüştürmekten çok adımlı bir işi Copilot’a delege etmeye kadar gündelik ve tanıdık senaryoları merkeze aldık.
Biz “Copilot Yanımda”yı sadece bir ürün iletişimi olarak değil, aynı zamanda farkındalık ve beceri geliştirme yaklaşımı olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde bunu farklı sektörlere, rollere ve şirket ölçeklerine uygun kullanım senaryolarıyla genişletmek istiyoruz. Çünkü bir finans profesyonelinin, satış yöneticisinin ya da üretim çalışanının yapay zekadan alacağı değer farklı noktalarda ortaya çıkabilir. Önemli olan, şirket büyüklüğünden bağımsız olarak doğru iş problemini belirlemek ve yapay zekayı somut bir çözümle buluşturmak.
Kurumların yapay zekayı benimserken karşılaştığı psikolojik ve operasyonel bariyerleri aşmada bu proje nasıl bir katalizör görevi görüyor? Gündelik operasyonlarda nasıl kullanılabiliyor?
Yapay zeka dönüşümünde iki temel bariyer görüyoruz. Birincisi psikolojik. “Nasıl kullanacağım?”, “İşim değişecek mi?”, “Verim güvende olacak mı?” gibi sorular. İkincisi ise operasyonel. ”Yapay zekayı hangi süreçte kullanacağız, mevcut sisteme nasıl dahil edeceğiz ve oluşan değeri nasıl ölçeceğiz?”
2026 Work Trend Index bu noktada önemli bir bulgu ortaya koyuyor: Kültür, yönetici desteği ve yetenek uygulamaları gibi organizasyonel faktörlerin yapay zekanın yarattığı etkide, bireysel faktörlerin iki katından fazla ağırlığı bulunuyor. Dolayısıyla yalnızca çalışanlara teknoloji vermek yeterli değil, çalışma biçimini de yeniden tasarlamak gerekiyor.
“Copilot Yanımda”, yapay zekayı teoriden çıkartıp insanların yaşadığı gerçek iş problemleri üzerinden gösteriyor. Uzun eposta zincirlerini veya dokümanları özetlemek, toplantı aksiyonlarını çıkarmak, içerik hazırlamak ve bilgiyi hızlı bulmak gibi basit örneklerle başlayıp daha karmaşık iş akışlarına ilerlemek mümkün.
Bence adaptasyon, çalışanlar “Yapay zeka geliyor” diye düşünmeyi bırakıp “Bu teknoloji bugün yaptığım işi nasıl daha iyi yapabilir?” diye sormaya başladığında gerçekleşiyor.
Copilot’ı sadece bir teknoloji aracı olarak değil, bir iş ortağı olarak konumlandırıyorsunuz. Bugün Türkiye’de Copilot en çok hangi sektörlerde kritik bir kırılma yaratıyor?
Türkiye açısından tek bir sektörü öne çıkarmak yerine dönüşümün farklı sektörlerde farklı problemler üzerinden ilerlediğini söylemek daha doğru. Bankacılık ve finans, perakende, üretim, mobilite ve enerji odaklandığımız alanlar arasında. Finansta güvenlik, regülasyon, veri yönetişimi ve çalışan verimliliği, üretimde operasyonel verimlilik ve verinin değerlendirilmesi, perakendede ise müşteri ve çalışan deneyimi gibi alanlar öne çıkıyor.
Bizim yaklaşımımız, teknolojiyi satmaktan önce iş sonucunu dönüştürmek. Satış, finans, insan kaynakları, pazarlama, müşteri hizmetleri, BT veya operasyon fark etmeksizin önce “Nerede gerçek değer yaratabiliriz?” sorusuyla başlıyoruz. Türkiye’de büyük ölçekli dönüşümlerin örneklerini şimdiden görüyoruz
Değerli okuyucumuz,
Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.





