“TÜRKİYE’NİN EN ÇOK YATIRIM YAPAN ULUSLARARASI İLAÇ ŞİRKETİYİZ”

Sürdürülebilirliği ve sosyal sorumluluğu stratejilerinin ana merkezine oturtan küresel sağlık şirketi Sanofi, ülkemizde de lider ilaç şirketlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Yaptığı yatırımlarla da Türkiye’deki global ilaç şirketleri arasında en yüksek yatırımı yapan Sanofi, üretiminin yüzde 20’sini dünyanın dört bir yanındaki 49 ülkeye ihraç ediyor. Hayata geçirdiği sosyal sorumluluk inisiyatifleri ve projeleri ile dünya çapında milyonlarca kişinin yaşamına dokunan şirket, PharmUp girişimcilik programı ile yenilikçi fikirlerin önünü açıyor. Business Türkiye okuyucuları için sorularımızı yanıtlayan Sanofi Türkiye Ülke Başkanı ve Sanofi Türkiye, Afrika ve Orta Doğu Temel Ürünler Başkanı Cem Öztürk, “Toplumsal Etki Stratejisi” olarak tanımladıkları küresel sürdürülebilirlik stratejilerini de bizlerle paylaşıyor.

Öncelikle, başarılarla dolu iş yaşamınızın öyküsünü sizden dinleyebilir miyiz? Dünden bugüne kariyer yolcu- luğunuzun mihenk taşları neler oldu?

İlkokulu Türkiye’de, ortaokulu Fran- sa’da okudum. 1998 yılında Galatasaray Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra Sorbonne Üni- versitesi’nde MBA yaptım. Kariyerime 2000 yılında bankacılık sektöründe başladım. 2002 yılında Sanofi’ye katıl- dığım günden itibaren şirketin yurt içi ve yurt dışı organizasyonlarında farklı liderlik görevlerini üstlendim. Sanofi’de çalışmanın en güzel ve heyecanlı yönlerinden biri de bu sanırım. Sanofi, açılan tüm pozisyonlarda öncelikli olarak şirket içindeki yetenekleri değerlendiriyor. Şirketin büyüklüğü, global pozisyonlara geçiş imkanları ve dinamik yapısı da yetenek gelişimini sürekli kılıyor. Türki- ye’de bütçe kontrol yöneticiliği yürütürken büyük satın alma operasyonları yürütülen Romanya’ya Finans Direktörü (CFO) olarak atanmam ve sonrasında Türkiye’ye 300 kişilik bir satış pazarlama organizasyonun başına getirilmem buna çok iyi bir örnek. 2015’te ise yurt dışı görevlendirmesi ile Bangkok Yerleşik Reçeteli İlaçlar Genel Müdürü, Tayland ve Myanmar Ülke Başkanı olarak atandım. 2016’da sorumluluk alanım daha da genişletildi ve Tayland, Malezya, Singapur, Myanmar ve Brunei’nin de dahil olduğu Çoklu Ülke Organizasyonu’nu kurdum. 2018 yılının Kasım ayında ise finansal analist olarak başladığım Sanofi Türkiye’ye Ülke Başkanı olarak döndüm. Sano- fi’nin ilk Türk CFO’su olduktan sonra ilk Türk Ülke Başkanı olmak benim için çok gurur verici. 2019 yılında sorumluluk alanıma Levant Bölgesi ve İran eklendi. Şu an ise Sanofi Türkiye Ülke Başkanı ve Sanofi Türkiye, Afrika ve Orta Doğu Temel Ürünler Başkanı olarak görev yapıyorum.

Sanofi’nin faaliyetlerini ve ülkemizdeki yapılanmasını anlatır mısınız? Türkiye’de yerli aşı üretimine yatırım yapan ilk şirket olarak ülkemizde baş- ka hangi yatırımları gerçekleştiriyor- sunuz?

Bin 500’ü aşkın çalışanımız, Türkiye’nin en büyük ilaç üretim tesislerinden biri olan Lüleburgaz fabrikamız ve geniş ürün portföyümüz ile ülkemizin lider ilaç şirketlerinden biriyiz. Türkiye’de 65 yıllık ayak izimizle, ülkemizde yatırım ve üretim yapıyor, istihdam yaratıyoruz. 1 milyar doların üzerindeki yatırımımızla Türkiye’deki global ilaç şirketleri arasında en yüksek yatırımı yapan ilaç şirketiyiz. Lüleburgaz fabrikası için yaptığımız 700 milyon dolarlık yatı- rım, buna ek olarak 100 milyon dolarlık kapasite artırımı (CAPEX) ve diğer iş birliklerimiz kapsamında yaptığımız yatırımlar sayesinde Sanofi, Türkiye’nin en çok yatırım yapan uluslararası ilaç şirketi. Aşılar konusunda uzman iş birimimiz de Türkiye’de yerli aşı üretimine yatırım yapan ilk şirket ve Türkiye de bu tür bir teknoloji transferi yapılan ilk Sanofi ülkesi. Bu teknoloji transferi sayesinde 68 milyon doz kombine çocukluk çağı aşısı Türkiye’de üretildi ve Türkiye’deki çocukların yüzde 99’u aşıyla önlenebilir hastalıklardan korundu. Bu aşı aynı zamanda alanında Türkiye’nin ilk biyoteknoloji üretimi olma özelliğini de taşıyor. Türkiye bugün, Sanofi dünyasında önemli konuma sahip ülkelerden biri. Yerel üretimi odağına alan bir sağlık şirketiyiz. Lüleburgaz’daki fabrikamız Türkiye’nin en yüksek kapasiteli ilaç üretim tesislerinden biri ve Sanofi’nin dünya genelindeki 67 üretim merkezi arasında ise üretim kapasitesi ile ilk 3’te yer alıyor. Fabrikamız, 2021 yılında Türkiye ilaç sektörü toplam üretiminin yüzde 15’ini tek başına karşıladı. Bu da Türkiye’de üretilen her 7 kutu ilaçtan 1’inin Lüleburgaz fabrikamızdan geldi- ğini gösteriyor. Yine üretimimizin yüzde 20’sini aralarında Almanya, İngiltere, Fransa, Rusya, Brezilya ve Japonya’nın da bulunduğu dünyanın dört bir yanın- daki 49 ülkeye ihraç ediyoruz. Üretimin yanı sıra, Sanofi Türkiye olarak, klinik araştırmalar alanında tam 19 yıldır ülkemizin tıbbi, bilimsel ve ekonomik gelişimine katkıda bulunuyor, ülkemizin bilimsel çevrelerde daha etkin temsil edilmesini sağlıyoruz. Bugün 54 klinik çalışma ile Türkiye’de en çok klinik ça- lışma yürüten ilaç şirketlerinden biriyiz. Şu anda kendi bölgemizde, Sanofi için 14 ülkenin liderliğini yürütüyoruz. Tüm bu faaliyetlerimiz ile ülke ekono- mimizden üretimine, dış ticaretinden istihdamına kadar Türkiye’ye katkıda bulunmaktan büyük gurur ve mutluluk duyuyoruz.

Sanofi’nin, her yıl Ar-Ge yatırımları- na dünya genelindeki satışlarının yüzde 15’ini ayırdığını biliyoruz. Şirketin Türkiye’deki konuyla ilgili çalışmala- rını anlatır mısınız?

Sanofi, en kritik sağlık ihtiyaçlarını önceliklendirerek her yıl dünya genelindeki satışlarının yüzde 15’ini Ar-Ge’ye ayırıyor. Bu rakam, tüm sektörler değerlendirildiğinde bile Ar-Ge’ye ayrılan en büyük paylardan biri. Ar-Ge çalışmalarında Haziran 2022 itibarıyla şirketimizin Ar-Ge ürün yelpazesinde 32’si Faz 3 aşamasında olan 87 proje bu- lunuyor. Çalışmalarımızın aşamaları da Sanofi’nin global web sitesinde paylaşılıyor. Türkiye’de ise yerel üretim konusunda çok uluslu şirketler arasında örnek gösterilen konumdayız. Yenilikçi ilaçlarımızı ülkemizde ihtiyaç duyan hastalarla buluşturmaya devam ediyoruz. Bununla birlikte, endüstrinin geleceğinin inovasyonda olduğuna inanıyor ve son 5 yılda 300 milyon TL Ar-Ge yatırımımızla ülkemizde bu yönde çalışma- larımızı sürdürmeye kesintisiz devam ediyoruz.

Sürdürülebilirlik önceliklerinizden biri olan “Sağlıklı Gezegen” vizyonu altında yer alan uygulamalarınızı ve projelerinizi öğrenebilir miyiz? Genel olarak, Sanofi’nin sürdürülebilirlik politikasını anlatır mısınız?

Sanofi, sürdürülebilirliği iş önceliklerine entegre eden yenilikçi küresel bir sağlık şirketi. Bu da daha iyi bir dünya için tüm yönetim kadroları- nın sürdürülebilirlik hedeflerimizden sorumlu olduğu bir çalışma modeli anlamına geliyor. Tüm dünyada insanlara daha sağlıklı bir gelecek sunmak için çalışıyoruz. Hayata geçirdiğimiz sosyal sorumluluk inisiyatifleri ve projeleri ile dünya çapında milyon- larca kişinin yaşamına dokunuyoruz. Sağlık ihtiyaçlarına çözüm olmak için kullandığımız uzmanlık ve tecrübemizi, bir o kadar da insanlık ve sürdürülebi – lirlik için kullanıyoruz. Sürdürülebilir – liği, tutku ve özveri ile gerçekleştirdiği – miz tüm çalışmalarımızın merkezinde konumlandırıyoruz. “Toplumsal Etki Stratejimiz” olarak ad – landırdığımız küresel sürdürülebilirlik stratejimizi işimizin odağına alarak so – mut hedefler ışığında ve 4 ana başlıkta, topluma olan taahhütlerimizi gerçeğe dönüştürmek üzere uyguluyoruz. “Sağ – lığa Erişim”, “Karşılanmamış İhtiyaç – lar için Ar-Ge”, “Sağlıklı Gezegen” ve “Kapsayıcı İş Yeri” başlıklarında şekil – lenen sürdürülebilirlik önceliklerimiz, Birleşmiş Milletler’in ilan ettiği 17 Sür – dürülebilir Kalkınma Amacı’nın 13’üne doğrudan katkı sunuyor. Şirketimizin sürdürülebilirlik öncelikle – rinden biri olan “Sağlıklı Gezegen” baş- lığımızda dünyamızın ekolojik gereksinimlerini desteklemek büyük önem taşıyor. Üretimde kullandığımız ham maddelerden başlayarak ürün ve hiz – metlerin yaşam döngüsü içinde çevreye doğrudan ve dolaylı etkilerini azaltmak üzere çalışmalarımızı büyük bir gayret – le yürütüyoruz. Bu doğrultuda, küresel olarak operasyon ve üretimlerimizin çevresel etkilerini en aza indirmek üze – re, 2027 yılına kadar yüzde 100 blistersiz aşılar üretmeyi, 2025 yılına kadar tüm yeni ürün ambalajlarımızda yüzde 100 ekolojik tasarımlar kullanmayı, 2030 yılına kadar tüm üretim tesislerimizde yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynakla – rına geçmeyi ve 2030 yılına kadar tüm dünyada araç filomuzu yüzde 100 kar – bon nötr hale getirmeyi ulaşacağımız somut hedefler olarak belirledik. Dünya üzerinde 67 üretim tesisi bulunan Sano – fi, 2030 yılına kadar tüm dünyada yüzde 100 yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik enerjisi kullanmayı hedefli – yor. Biz de Sanofi Türkiye olarak, 2020 yılında önemli bir adım atarak, Lüle – burgaz’daki üretim tesisimizde yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanımına geçtik. Bu sayede üretim merkezimizde yıllık ortalama 27 bin MWh’e eş değer elektrik enerjisi (yaklaşık bin 540 konu – tun bir yıllık elektrik tüketimi) yenilene – bilir enerji kaynaklarından karşılandı. Yenilenebilir enerji kaynakları sayesin – de elektrik tüketiminden kaynaklanan yıllık 11 bin kg CO2 salınımını azaltma – yı başardık. Geçen seneden itibaren de Tuzla dağıtım merkezimizde ve Sanofi merkez ofisimizde yüzde 100 yenilene – bilir kaynaklardan elde edilen elektrik enerjisi kullanımına geçtik.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk proje – lerine dair öncü bir rol üstleniyorsu – nuz. Konuyla ilgili gerçekleştirdiğiniz iş birlikleri ve içinde yer aldığınız projeler neler? KSS adına oluşturdu – ğunuz programı anlatır mısınız?

Sanofi Türkiye olarak, küresel kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) taahhütleri – ni ülkemizde gerçeğe dönüştürüyor ve KSS alanındaki öncü rolümüzü #daha – fazlasımümkün diyerek sürdürüyoruz. Sağlık alanında imza attığımız öncü ve başarılı işler kadar hayata geçirdiğimiz ve başarıyla sürdürdüğümüz kurum – sal sosyal sorumluluk projelerimizle de toplumsal ihtiyaçlara çözüm üret – mek ve fayda yaratmak için çalışıyoruz. Sürdürülebilirlik ilkelerimiz doğrultu – sunda odağımız tüm faaliyetlerimizle Türkiye’ye katma değer sağlamak. Kurumsal Sosyal Sorumluluk projeleri – mizden kısaca bahsetmek gerekirse:

Okulda Diyabet Programı: On iki senedir başarıyla yürütülen Okulda Diyabet Programı ile tip 1 diyabetin erken tanısına destek olunması hedefi ile öğrenciler, veliler, öğretmenler ve okul personeli arasında diyabet farkın – dalığını artırmak, diyabetli çocukların okuldaki yaşam kalitelerini yükseltmek amaçlanıyor. T.C. Sağlık Bakanlığı, T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, Çocuk Endokri – nolojisi ve Diyabet Derneği tarafından Sanofi Türkiye’nin koşulsuz katkıları ile yürütülen program kapsamında bugü – ne kadar 60 bin okul, 585 bin öğretmen, 580 bin veli ve 7,5 milyon öğrenciye ulaştık. Okulda Diyabet Programı sa – yesinde okullarımızdaki kantin yönet – meliği (şeker oranı yüksek ürünlerin satılmasının yasaklanması) ve sınav yönetmeliği diyabetli çocuklar lehine değiştirildi. Pandemi sürecinde de hız kesmeden devam eden proje sayesinde en son Milli Eğitim Bakanlığı Tebliğ – ler Dergisi’nde yayınlanarak yürürlüğe giren “Diyabetli Çocukların Okulda Bakımı ve Desteklenmesi Yönergesi”ne imza atıldı

Geleceğin Kadın Liderleri: Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliği ile 2010 yılında hayata geçirdiğimiz projemiz ile topluma ve çevresine farklılık getirecek genç ka – dınları iş hayatına donanımlı bir şekilde hazırlıyor, ülkemizde kadın istihdamına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. İş ha – yatına yönelik temel bilgi ve beceriler, kariyer geliştirme ve yönetmeye yönelik bakış açısı ve işe giriş becerileri eğitim – lerini içeren “Geleceğin Kadın Liderleri” programı, genç kadınların iş gücüne katılımına destek sağlıyor. Program kapsamında 12 yılda bin 500 genç kadı – na eğitimlerimizle ulaşarak, “Geleceğin Kadın Liderleri” sertifikası verdik. Me – zun kadınların yüzde 92’si iş hayatına katılarak, kariyer basamaklarını tırman – maya devam ediyor.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.