“CASS SUSTAIN’E NEDEN HAYRANIM?”
Hayranlık müessesesine itidalle yaklaşsam da (neden öyle olduğu bir başka dertleşmenin konusu olsun) Cass Sunstein’e hayranım. Hayranlığımın kökeninde beyefendinin kavramları romantize etmeden savunması var. 2019’da yayınladığı Conformity kitabına bugünlerde yeniden başvurdum. Conformity’de de yaptığı şu: Sunstein bu kitapta uyuma karşı itirazı savunuyor.
Sunstein’e göre yaygın uyum, kamuyu ihtiyaç duyduğu bilgiden mahrum bırakır. Çünkü herkes susarsa ortada yalnızca mutabakat varmış gibi görünür. Oysa belki de odada dolaşan şey hakikat değil, çekincedir. (Belki de odada fil vardır.) Ona göre (bana göre de) iyi işleyen kurumlar, uyumu kolaylaştıran değil gerektiğinde itirazı mümkün, güvenli ve faydalı kılanlar. Bu yüzden güçlü kurumlar, muhalifleri korur. Bunu yalnızca muhaliflerin hakkı için değil, kendi karar kaliteleri için yaparlar.
Yoksa pürüzsüz toplantılar, parlak sunumlar, zarif baş sallamalar ve herkesin birbirinin cümlesini tamamladığı tehlikeli sulara düşeriz. Derya içre olup deryayı bilmeyen balıklardan oluruz. (Balık meselesini Sunstein değil, Nazım Hikmet söyledi “Dünyanın En Tuhaf Mahluku” şiirinde, 16. Yüzyıl Divan şairi Hayali Bey’in “Ol mâhîler ki deryâ içredir, deryâyı bilmezler” beyitine atfen.) Suyun içinde o balıklar aynı yöne yüzüyor ama hiçbiri suyun kirlenip kirlenmediğini sormuyor.
Şiir sanatını şimdilik bir yana bırakıp beyefendiye olan hayranlığıma dönelim. Sunstein’in büyüklüğü burada: “Dissent” kavramını (“aykırı görüş”, “şerh düşme” diye dilimize çevirelim) bir karakter özelliği olarak değil, bir kurumsal kapasite olarak ele alıyor. Neden mi kurumsal kapasite? Çünkü itiraz edenleri korumak yalnızca bireylerin ifade özgürlüğü için değil, kurumun kendi aklı için gerekli.
Benim için bu fikir, bugünün kurumlarına tutulmuş çok berrak bir ayna. Çünkü birçok kurumda sorun insanların kötü niyetli olması değil. Sorun insanların fazla kibar, makul, uyumlu, “aman Ali Rıza Bey, ağzımızın tadı kaçmasın” terbiyesiyle hareket etmesi. Sunstein’in hatırlattığı gibi, itiraz etmekten kaçınmak çoğu zaman ihtiyatlı ve hatta nazik görünebilir. Fakat bu nazik davranış bireyleri ve toplumları büyük hatalara sürükleyebilir. Çünkü insanlar yararlanabilecekleri bilgi ve görüşlerden mahrum kalır.
Değerli okuyucumuz,
Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.





