“YAPAY ZEKA İLE SİGORTACILIĞI DAHA KOLAY VE ERİŞİLEBİLİR HALE GETİRİYORUZ”

Sigortam.net, yapay zeka destekli uygulamalarla teklif karşılaştırmadan doküman işlemeye, müşteri iletişiminden şirket içi karar süreçlerine kadar birçok alanda iş yapış biçimini geliştiriyor. Geleneksel yöntemlerle saatler sürebilen teklif karşılaştırma işlemlerini hızlandıran şirket, teknolojiyi operasyonel verimliliğin yanı sıra müşteri deneyimini güçlendiren stratejik bir unsur olarak konumlandırıyor. Sigortam.net CEO’su Ataman Kalkan, yapay zeka uygulamalarını, teknoloji yatırımlarının iş sonuçlarına etkisini ve gelecek dönem önceliklerini Business Türkiye okuyucularına anlatıyor.

Sigortam.net, iş süreçlerinde yapay zekayı ne kadar kullanıyor? Hangi alanlarda teknolojiden faydalanıyorsunuz ve bu uygulamaların detaylarından bahsedebilir misiniz?

Şirketimizde yapay zeka teknolojilerini, iş süreçlerimizin verimliliğini ve hizmet kalitesini artırmak amacıyla stratejik olarak konumlandırıyoruz.

30’a yakın anlaşmalı sigorta şirketinden teklifleri kullanıcılarımıza tek platformda sunuyoruz. Karmaşık bir ürün olan sigortayı teknoloji ile sadeleştirerek müşterilerimizin hayatını kolaylaştırıyoruz. Geleneksel yöntemle 23 saat sürebilen teklif karşılaştırma süreci, yapay zeka destekli sistemler sayesinde çok daha kısa süreler içinde tamamlanabiliyor. Müşterilerimizin yüzde 75’i 3’lü kart yapısında gördüğü şirketlerden birini tercih ediyor.

Şirket içi verimlilik için yapay zekadan destek alıyoruz. Doküman işleme ve operasyon, müşteri iletişimi gibi taraflarda sürekli gelişmeleri yakından takip ediyor ve şirketimizde kullanıyoruz. Bu sayede operasyonel verimliliğimizde artış, hata oranlarında azalma ve müşteri geri dönüş sürelerimizde iyileşmeler olduğunu gözlemliyoruz. AI adaptasyonunu yetenek kazanımı, organizasyonel gelişim, özlük gibi departmanlarımızda hayatımıza kattığımız uygulamalar ile karar mekanizmalarımızı operasyonel yükten arındırıp veri odaklı hale getiriyoruz.

Yapay zeka kullanmanın maliyetlerinize etkisi nasıl oluyor? Bu konuda bir ölçüm yaptınız mı?

Yapay zeka yatırımlarımızın etkisini yalnızca doğrudan maliyet tasarrufu üzerinden değil, süreçlerin daha etkin yönetilmesi ve kaynak kullanımının optimize edilmesi

açısından değerlendiriyoruz. Özellikle doküman işleme, teklif karşılaştırma, müşteri iletişimi ve operasyonel süreçlerde yapay zeka destekli uygulamalar manuel iş yükünü azaltarak ekiplerimizin zamanını daha katma değerli işlere ayırmasını sağlıyor. Bu yaklaşım operasyonel maliyetlerin daha kontrollü yönetilmesine katkı sunarken, tekrar eden işlemlerin otomasyonu sayesinde süreçlerde standartlaşmayı ve ölçeklenebilirliği de destekliyor.

Yapay zeka uygulamaları, şirketinizin performansına nasıl yansıdı? Verimlilik, ciro, kârlılık, stok, çalışanın iş yükünün azaltılması gibi kalemlerde nasıl gelişmeler kaydettiniz?

Yapay zeka uygulamalarımızın en belirgin katkısını iş yapış biçimimizin hızlanması ve karar alma süreçlerinin güçlenmesi tarafında gördük. Tekrar eden operasyonel işlerin önemli bir bölümünün yapay zeka tarafından desteklenmesiyle ekiplerimiz analiz, müşteri deneyimi ve katma değer yaratan alanlara daha fazla odaklanabildi. Yapay zeka aynı zamanda müşteri ihtiyaçlarını daha doğru analiz etmemize, teklif ve hizmet süreçlerini daha akıcı yönetmemize katkı sağladı. Bu da hem müşteri deneyimini güçlendirdi hem de ticari performansımızı destekleyen önemli unsurlardan biri oldu.

Toplam giderler içinde teknoloji yatırımlarının payı son dönemde ne kadar arttı?

Teknoloji yatırımlarını artık klasik anlamda bir gider kalemi olarak değil, kurumun üretim kapasitesini, hızını ve müşteri deneyimini büyüten stratejik bir yatırım alanı olarak değerlendiriyoruz. Son yıllarda bu alanın toplam giderler içindeki ağırlığı belirgin şekilde arttı. Özellikle yapay zeka, otomasyon, veri altyapısı, müşteri deneyimi platformları ve ekiplerin AI araçlarını daha yaygın kullanması bu artışın ana başlıkları oldu.

Burada yaklaşımımız, yapay zeka kullanımını sınırlamak değil, doğru alanlarda cesaretlendirmek. Çünkü iyi tasarlanmış AI kullanımı sadece maliyet avantajı yaratmıyor. Daha hızlı analiz, daha iyi karar kalitesi, daha verimli operasyon, daha sofistike ürün geliştirme ve müşteriye daha kişiselleştirilmiş hizmet sunma imkanı sağlıyor. Bu nedenle teknoloji harcamalarına bakarken yalnızca bütçe kalemi olarak değil, şirketin öğrenme hızını ve dönüşüm kapasitesini artıran bir yatırım olarak bakıyoruz.

Hayata geçirdiğiniz sosyal yatırım programlarının amacı nedir? Bu programlar gençlere neler katıyor?

İşverenlerce daha az tercih edilen devlet üniversitelerinden yeni mezun gençlerin, iş hayatına katılımında akranlarıyla eşit şartlara sahip olmaları, işe alım süreçlerinde üniversitelerinin bilinirliklerine göre değil kişisel yetkinlikleri ve becerileri üzerinden değerlendirilmeleri için durmadan çalışıyoruz. Bu yıl 7. dönemine başladığımız ”Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat Programı” ile katılımcılarımız 12 ay boyunca sivil toplum kuruluşlarında ilk iş deneyimlerini kazanıyor. İlk Fırsat Akademisi kapsamında aldıkları 250 saatten fazla eğitimle donanımlı bireyler olma yolunda ilerliyorlar. ”Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat Programı”ndan edindiğimiz deneyimler ve aldığımız geri bildirimler sonucunda iş hayatında gençlerin karşılaştıkları dil yetkinliği sorununa da bir çözüm modeli yaratmak istedik. 2021 yılında hayata geçirdiğimiz ”Hayırlı Sabancı Desteğiyle İngilizce Fırsatım Programı” ile gençlerin önüne çıkan İngilizce yetkinlik engellerini ortadan kaldırmayı ve istihdam edilebilirliklerini artıran desteklerle onlara daha fazla donanım kazandırmayı hedefliyoruz. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık anlayışıyla sürdürdüğümüz faaliyetlerimiz kapsamında kadının istih- damdaki yerini çok önemsiyor ve hemen her sektörde ka- dın çalışan oranının artırılması gerektiğine inanıyoruz. Bu inancımız ile hem holding faaliyetlerimiz hem de Esas Sosyal programlarımız ile kadınları her daim destekliyoruz. Bugüne kadar programlarımıza katılan gençlerin yüzde 75’inin ka- dınlardan oluşması, kadın istihdamı konusundaki duyarlılı- ğımızı gözler önüne seriyor.

Esas Sosyal olarak günden güne büyüyen bir ekosistemi- niz olduğunu biliyoruz. Ekosisteminize kimler, nasıl katkı sağlıyor?

Yarattığımız sosyal etkiyi sürdürülebilir kılmak bizim için son derece önemli. Gençlere fırsat eşitliği sağlarken, iş dünyasında da eğitimli genç işsizliği konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda çeşitli kurum ve kişilerden oluşan Esas Sosyal Ekosistemi olarak adlandırdığımız büyük bir aile kurduk. Eğitimli genç istihdamına çözüm modeli sunarken aynı zamanda eğitim, sanat, kültür, insani yardım, çevre, sürdürülebilirlik gibi pek çok farklı alanda faaliyet gösteren STK’lara da nitelikli iş gücü sağlayarak, toplumsal kalkınmaya katkıda bulunuyoruz. ”Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat Programı” ile 7 yılda toplam 40 farklı STK’ya nitelikli iş gücü sağladık. Ayrıca misyonumuza inanarak 4 yıldır bizi destekleyen, 20 sektörden 40’ın üzerinde kurumsal destekçimiz var. Kısacası STK’lar, kurumsal destekçiler, katılımcılar, mentorlar, mezunlar, İK profesyonelleri ve eğitmenlerden oluşan 3.000’den fazla kişinin yer aldığı bu aile ile farklı alanlarda iş birlikleri yaparak gençlerin gelişimine katkı sağlıyoruz. Ekosistemimiz günden güne kendi döngüsüne sahip bir fayda mekanizmasına da dönüşüyor. Örneğin ”Hayırlı Sabancı Desteğiyle İngilizce Fırsatım Programı”mıza katılan 350 gencin %31 gibi büyük bir oranı ekosistemimizden geldi. Aynı zamanda 5 kurumsal destekçimizin 46, 5 STK paydaşımızın ise 61 bursiyeri programa dahil oldu. Programlarımızdaki gençleri sürekli takip ediyor ve döngüye dahil olmalarını sağlıyoruz. Gençler, işe girdikleri kurumlarda Esas Sosyal’in misyonundan ve kendilerine kattıklarından bahsederek onları da ekosistemimize dahil ediyor.

Değerli okuyucumuz,

Bu haberin detayını Business Türkiye dergisinde bulabilirsiniz.